• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Batman : 3 °C
  • Küpesiz hayvanlar kaçak sayılacak
  • Vizyon projesinde sona doğru
  • Maçtan sonra kalp krizi geçiren öğretmen hayatını kaybetti
  • Küpesiz hayvanlar kaçak sayılacak
  • Vizyon projesinde sona doğru
  • Maçtan sonra kalp krizi geçiren öğretmen hayatını kaybetti

AĞLAYAN İNSAN...

22.05.2016 10:49
Konuk Yazar / Batman Haber Gazetesi

Konuk Yazar / Batman Haber Gazetesi

Ey insanoğlu! Bu Dünya misafirhanesine ilk geldiğin gün ağlayarak gelmiştin. ''Hatırlar mısın? Doğduğun zaman, sen ağlardın, gülerdi alem. Öyle bir yaşam sür ki, mevtin (ölümün) sana hande olsun. halka matem.''  (Mehmet Akif ERSOY.)

Sevgili dostlar insanın ilk gün dünyaya teşrif ettiği anda ağlayarak geliyor. Durmadan feryat ediyor. Durmak nedir bilmeyen bir ağlayış.Yardıma muhtaç, şefkat ve merhamete muhtaç, kendini korumayan, kollamayan o bebek annemiz gibi fedakar bir varlık canını feda edercesine yardıma koşuyor. Hepimiz öyle gelmedik mi ? Neden ağlıyor bebekler. Çünkü rahatı kaçtı. Soğuk vurdu, sıcak vurdu. İstirahatı kaçtı. Ana karnında olan bebekler gelişmek için yaşamak için gıdasını, su ihtiyacını annenin gıdasından, kanında iken besleniyor. Sıcak- soğuk nedir, aç kalmak nedir bilmezdi.

Dünyanın meşakkatli hayatı onu ağlatıyor, üzüyor rahatını kaçırıyor. Efendimiz de bir hadis-i şerifte ''Dünya gam, keder, sıkıntıların evidir, rahatlık yoktur'' buyurarak bu gerçeği seslendirmiştir. Bir insan ne kadar zengin olsa, ne kadar mal, makam, evlat şöhret varlık sahibi de olsa sıkıntıları, gam ve kederleri vardır. Dünya hayatına gelişimiz zaten başlı başına bir meşakkattir. Hayatın çetin koşulları, geçim derdi, hastalıklarla boğuşması, öfkelenmesi, ağlaması, sevinmesi, gülmesi ani bir olayla sarsılması ve üzüntüye kapılması bütün yaşanan bu olaylar bize insanın ne kadar aciz, zayıf, olaylar karşısında çaresizliğine ağlaması, göz yaşı dökmesi insanın fıtratında acizliğin, biçarenin var  olduğunu gösteriyor. Zenginlerde, fakirlerde ağlarlar, gönüllerine hüzün kaplanır...

Dağdağalı, fırtınalı dünya hayatı insanı ihtiyarlatıyor. Dağların başına düşen kar taneleri gibi bakıyorsunuz bembeyaz oluvermiş siyah saçları. Yüzü kırışmış, alnında kırışıklıklar oluşmuş, bakıyorsunuz bir ihtiyari fanı olmuş, elinde asası yürürken adımlarını zor atıyor, boynu bükülmüş, o deli dolu gençlik yıllarını geride bırakmış, yılları devirmiş bir ihtiyar dede olmuştur. İnsanoğlu büyük bir değişim ve dönüşüm yaşıyor. malı, serveti, makam ve şöhreti insanı hayatı aldatmamalı. Allah'ı anmaktan, Allah'ı hatırlamaktan engel olmamalı. İnsanoğlu kul olması hasebiyle, insan olması nedeniyle, her zaman ve her yerde Allah'ın aciz, zayıf bir kulu olduğunu bilmeli. Bu inanç bu inancın gereği yaşamak insanın asli görevidir. 

Gönül bazen hüzünleniyor, gurbeti yaşayan, yalnızlığı yaşayan insan, sıla özlemi, memleket özlemi, dost ve ahbaplarından uzakta, onlardan ayrılmanın firakıyla hüzünlenen gönül ağlıyor, sıkıntılı zamanlarda bazen sıkıntısını paylaşacak, sevinçlerini paylaşacak birini arıyor. Dertlerine, kederlerine, elemlerine, çaresizliğine ve hüzünlü gönlüne bir eş bir dost, bir arkadaş bir sırdaş arıyor. Kendini muhtaç hissettiriyor insan.

Ağlayan bir insanın hüzünlü kalbine huzur, Mutluluğun gelmesi için,  kırık gönlün sükun ve rahat olması için manevi bir güce , manevi bir desteğe ihtiyaç vardır. O boşluğu ancak samimi bir iman, ihlaslı, sağlam bir itikat, Allah'a teslimiyet gerekir. O sarsıntı geçiren kalbin, gönlün huzur bulmasını sağlayan maneviyattır. Allah'a ima, ahrete iman, peygamber sevgisi, hayatın meşguliyeti için ibadet etmek, insan ellerini ilahi kudrete çevirmesi gerekir.

Zerreden küreye, kainat, insan, hayvan  ve bitkiler, evet var olan mevcut her şey her şey, kudret-i tasarrufu altında sevk ve idare ediliyor. O halde sarsılmaz bir iman azmi ile, samimiyetle kadere teslim olmak, başımıza ne gelirse Ondan geliyor demeliyiz... Bir kuluz, bir yaratılmışız bizi yaratan var. Biz mülküz, malikimiz var. Biz sanatız, bir sanatkarımız var demeliyiz. İmtihandayız. başıboş değiliz. Göz, kulak,dil, kalp gibi organlar, Akıl, düşünme, fikir yürütme, anlama, konuşma, kavrama gibi paha biçilmez organlarla donatılmışız. Bu cihazların kıymetini anlayarak, verilen bu nimetlerin değerini bilerek hayırlı işlerde , dünya ve ahret için hayırlı hizmetlerde kullanmak gerekir. Bu organların  icra ettiği görevi bilelim.

''Kendini bilen Rabbini tanır.'' prensibi gereği davranmalı. Şükreden bir kul, hamt eden bir kul, alnı secdelere varan bir kul, elleri duaya kalkan bir kul olmalı bir insan. Aksine davranırsa insan bakıyorsun , Allah korusun akıllı bir canavar olurverir. Kul iradesini hayırda, iman ve itaatte kullanmalı, hayatı bu bakış açısıyla değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum...

Bu yazı toplam 556 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Batman Haber Gazete | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0-488 214 62 62 | Haber Yazılımı: CM Bilişim