• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Batman : 10 °C
  • Küpesiz hayvanlar kaçak sayılacak
  • Vizyon projesinde sona doğru
  • Maçtan sonra kalp krizi geçiren öğretmen hayatını kaybetti
  • Küpesiz hayvanlar kaçak sayılacak
  • Vizyon projesinde sona doğru
  • Maçtan sonra kalp krizi geçiren öğretmen hayatını kaybetti

'Batman’ın sesini bayraklaştırıp parlamentonun burçlarına dikeceğiz'

02.04.2015 13:02
Ciwan Değer / Batman Haber Gazetesi

Ciwan Değer / Batman Haber Gazetesi

Bu haftaki söyleşimizi HDP Batman Milletvekili Aday Adayı ve aynı zamanda Parti Meclis Üyesi; demokratik siyasete yüzlerce kişinin yetişmesi için durmadan didinen, hiç enerjisini kaybetmeden çalışan ve bunu büyük ölçüde başaran, uluslar arası eğitimler veren, üniversitelerde akademisyenlik yapan (Özgür Üniversite) siyaset ve sendikal anlamda verdiği eğitimlerle dikkat çeken Osman Ergin ile gerçekleştirdik.

Bu söyleşinin demokratik siyaset anlamında aydınlatıcı olacağı inancımla sizin keyifle okuyacağını ümit ediyorum.

dsc_0463.jpg

Neden parlamento, neden adayısınız?

 

1974’de başlayan sosyalizm yolculuğum,’76 da hep genç kalacak, Kürt insanlaşmasının, özgürleşme ve kurtuluş yürüyüşünün Kutup Yıldızı Mazlum Doğan’la tanışmam ardından halk, ülke sevgisiyle kazandığı yeni ivme ile 40 Yılı aşkın bir süredir aralıksız devam etmektedir. İki kez konuk olduğum Diyarbakır ( ’79-’83 5 No’lu ve 2012/14 Yüksek Güvenlikli D tipi) cezaevleri süreleri dışında…

 

Ki, o ara kesitler, duraklar; bizi daha bir olgun, ergin ve zengin kılmıştır her boyutuyla.

 

Annemin Diyarbakır-Çınar’da 1962 yılında saçlarından sürüklenerek, zorla din değiştirmeye götürülmesi “anı” devletle arama ördüğüm kalın duvarın ilk tuğlası olmuştur hem de direniş harcıyla güçlü bir biçimde karılarak!

 

İlk gençliğimin tomurcuklanıp, meyveye durduğu Batman bir yandan sosyal/sınıfsal, öte yandan etnik/ulusal şekillenmemde oldukça etkili bir rol oynamıştır. Çırçıplak bir proleter öze sahip Kürt Halk gerçekliği bu şehirde tüm yanlarıyla görülürdür!

 

Devrim’le başlayıp, Hürriyet’le tamamladığım ilk mektep sürecim; özgürlük ve devrim aşkının boy atmasında tam birer fidelik gerçekliğindedir.

 

Babam( ve aslında ailem) bir emekçidir Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı-TPAO’nda. Ézidir, Kürttür. Özcesi, aile ciddi potansiyeldir; İYİYİ, DOĞRUYU ve GÜZELİ bulmamda!..

 

Batmanın kolej statüsünde olan Site Orta Okulunda 70’lerin başında okumak, devrimci, ilerici öğretmenlerle aynı havayı solumak büyük şanstır ve o şans bizi bulmuştur…

 

Emekçi teknik kadro oluşturma saiki ile kurulan Endüstri Meslek Lisesi/EML boykotuyla, grevleriyle, ilin sosyolojisini demokratik nüvelerle tanıştırmada bir adrestir. Bu bulunağın başat kişilerinden olma onuru yakalanılmıştır orada!

Yüksek okul bir başka geliştirici alan olmuştur. Artık halkaların özgürlüğü, emeğin kurtuluşu, insanlığın sosyalizmle kucaklaşması adımları durdurulamazdır, bedel ne olursa olsun!

 

Ve Amed, yani Diyarbakır, nam-ı diğer yurdum benim, yüreğim…’79 Eylül’ü beş aydır bu topraklarda yürütülen operasyonların bana da ulaşmasıydı.

Ve vahşet,

Ve zulüm,

Ve yaşamın anlamsızlaşması,

Ve başkaldırması Mazlumların, Dörtlerin, Hayrilerin, Kemallerin,

Ve daha nicelerinin…

’83 dışarıdayız, her yerde faşizm hükmünü ircaa etmekte, biz zindandan yüreğimize alıp, çıkardığımız çığlıkları yaymaya çalışmaktayız bu coğrafyanın dört bir yanında, hem de ‘yaprağın bile kıpırdamaya cesaret etmediği’ bir iklimde, yani zemheri!

Ve ‘67 babama verdiğim sözü tutuyorum: Emekçi sınıflarına/emek alanına 22 yıl sürecek bir hizmete başlıyorum. Bunu Özgür Gündem / Emeğin Bahçesinden köşesini dört yıl Kürt, Türk haklarının emekçi, kadın-erkek güçlerinin kardeşliğini örme yazılarıyla taçlandırıyorum.

Ta ki demokratik/açık siyaset kulvarında yürümeye başlayana kadar 2003 DEHAP.

2004 Demokratik Toplum Hareketi Diplomasi ve genişleme komisyonu çalışmaları,

2005 DTP kurucular kurulunda, PM’de göreve koşmak,

2008 BDP merkez yöneticiliği, çalışanı olarak aktivitede olmak,

12 Haziran 2011 Genel Seçimlerinde partimin verdiği Seçim ve Propagandadan Sorumlu Eş genel başkan yardımcılığı misyonunu yüklenmek.

2012 ‘KCK’ /Kürt Demokratik Siyaset Kırımı saldırıları çerçevesinde yolu bir daha Amed’e, D.bakır cezaevlerine düşmek ve tarihte bir ilke imza atmak: ilk kez yazılı, Kürtçe ‘Ana Dilde Savunmayı’ resmileştirmek, tutanak ve dosyalara aldırmak, hem de Kürt ‘gerillalarının’ ‘Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın isteği üzerine ‘Güney Kürdistan’a geçişi yaptıkları gün (08.06.2013) bu yeni demokratik çözüm ve barış sürecini böyle anlamlı bir çıkışla selamlama onuruna erişmek,

500 bin emekçiyi 22 yıllık sendikal çalışmalar döneminde: Emek, adalet, eşitlik, kardeşlik, barış ve demokrasi hedeflerinde eğitsel etkinliğe çekmek,

Partim/HDP’nin son dönem seçilen il yönetimlerinin ‘YENİ YAŞAM’ paradigmamız bağlamında eğitime alan meclisinde görev ve sorumluluk almak.

Kardeşlerim Ahmet/Rızgar 03.03.1986( Agit’in yanında kasaplar Dersindedir hala!..),Metin/Hamit 29 haziran ’89, ve yeğenim Bişar ve eniştem Şerif ki, hepsi insanlığın yeryüzünü aydınlatmak için gökyüzünde yanan meşalelerdir şimdi, benim değiller!

Hasılı 40 yıldır biriktirdiğim, büyüttüğüm sevgilerimi, acılarımı; umutlarımı ve öfkelerimi!

 

Şimdi: İYİ, DOĞRU ve GÜZEL olan her şeyi Anadolu-Mezopotamya insanının şahsında büyük insanlığa sunmak, bunun emekçiliğini yapmak adına siyasal kulvarın anlamlı bir dönemeci, alanı olan TBMM’de yukarıda kısaca sıraladığım birikim ve deneyimlerimi,

 

Başta ‘Sn. Öcalan’ gelmek üzere tüm özgürlük tutsaklarını hürriyete erdirme, kadınlar, gençler ve emekçi sınıfların: bireysel, toplumsal, kültürel, çalışma kısaca yaşamlarının tüm alanlarında kayıtsız, koşulsuz örgütlenebilmeleri anlamına gelen köktenci/radikal demokrasiyi inşa etmek ve bu ülkenin müreffeh, mutlu, demokratik, özgür, çağcıl ve barışçıl bir sistematiğe kavuşmasını sağlayacak aktiviteleri en üst düzeye çıkarmak. Yaşanası bir Türkiye, yaşanası bir ‘Kürdistan’ kardeşliği ve hak eşitliğini sağlayacak şiddetsiz ve demokratik siyaset merkezli çalışmalarımı parlamentoda sürdürmek ve yeni dönemin başarıyla sonuçlanmasında ‘tuzum’ olsun amacıyla kendimi halkıma ve örgütüme sunuyorum.

HDP’siz parlamento kupkuru bir çöl, çorak toprak gibi yoksunluk ve yoksulluklara kaynaklık eden bir mekan olacak, bunu önüne biz barajları alaşağı ederek geçeceğiz ve kadınların, emekçilerin, halkaların meclisini oluşturacağız. Bunun için görev ve sorumluluklarımı boyutlandırıyor, çalışmalarıma ivme kazandırıyorum.

dsc_0470.jpg

Sizinle bilinçli bir şekilde 30 Mart günü buluşup söyleşimizi gerçekleştirme kararı aldık. Duygularınızı nelerdir?

Bugün 30 Mart Kızıldere katliamının 44. yıldönümü. Kızıldere’de katledilen onlar; yani Mahir ve Arkadaşları, ‘özgür, eşit, kardeş’ bir Anadolu ve Mezopotamya düşü besliyorlardı. Bugün biz, onların o düşlerini gerçekleştirme arifesindeyiz. Bu yürüyüşteki sebat ve kararlılığımızı onlardan aldığımız ilhamla gerçekleştiriyoruz. Kızıldere acılı bir tarih olmayı aşarak Anadolu ve Mezopotamya arasında güçlü bağların kurulmasını sağlayan bir eşitlik ve adalet abidesi olarak tarihteki yerini alacaktır. Onlara bağlılığımızı bu şekilde gerçekleştireceğiz.

Türkiye, bu kez kelimenin gerçek anlamında tarihi bir dönemce gelmiş bulunmaktadır. 2015 seçimleri Türkiye’nin tarihi, sosyal ve siyasal gerçeklikleriyle tanışmanın karşılaşmanın yüz yüze gelmenin ön günlerindedir. 7 Haziran 2015 genel seçimleri bu çerçevede 2 soruya net cevap verecektir.

Birincisi: bu kadim topraklarda yüzyıldır yaşanagelen halkların, kültürlerin, dillerin, inançların ve toplumsal emekçi sınıflarının inkarına, zorla bastırılmasına ve imhasına dayanan bundan beslenen otoriter, baskıcı, tekçi sistemi gözden geçirerek onun yerine demokratik özlü, halkların hak eşitliğine dayalı adil ve özgürlükçü bir yaşamı mı tercih edecek?

İkincisi: bugüne dek sürdüre geldiği tarih, bilim ve gerçeklikle bağı olmayan inkarcı ve imhacı bir paradigma esasıyla yürütülen rejim kendini yineliyerek, tekrarlayarak devam mı edecek?

İşte bu iki sorunun birincisi; HDP’nin başarısıyla yanıtını bulacaktır. Çünkü halkların demokratik partisi vurgu yaptığımız gerçekliklerle yüz yüze gelmenin temel dinamiği olma rolünü oymayacaktır. Yani ermeni jenosidi (toplu katliamı) tarih raflarından indirilerek onunla yüzleşilecektir. Bu ülkenin temel zenginlik ve coğrafi kaynaklarını insan ve maddi güçlerini tüketen verili Kürt gerçeği demokratik, hünmaniter, siyasal, çağcıl ve barışçıl bir çözüme ulaşarak cumhuriyetin olması gereken demokratik kimliğe kavuşmasını sağlayacaktır. Onlarca yıldır, bu toprakların toplumlarını demirden bir cenderede tutan 82 faşist anayasası tarihin çöp tenekesine atılarak onun yerine toplumsal bir sözleşme çerçevesinde eşitlikçi, özgürlükçü, çoğulcu ve demokratik bir anayasanın zemini yaratılacaktır. Özetle 2015 seçimlerinde Anadolu ve Mezopotamya’nın temel problemlerinin çözümünün adresi olan Halkların Demokratik Partisi aynı zamanda insanımızın umudunun adıdır da. İşte 2015 genel seçimlerinin HDP başarısıyla doğuracağı sonuçlar kullandığımız birkaç cümle irdelendiğinde görülecek ki muazzam gelişmelere tanıklık edeceğiz. Bu nedenle hemen belirtmeliyiz ki iyi, doğru ve güzel düşünen herkes umutlu ve mutlu bir gelecek için tüm enerjisini halkların demokratik partisinin 2015 seçimlerinde başarısı için harcamalıdır.

Bu bağlamda ikinci soruda verilecek cevap da gerçekten oldukça dikkatle seçilmelidir. AKP hükümeti son 10 gündür cumhurbaşkanı Erdoğan’ın süreci enfekte eden açılamalarına karşı ikirciklik tutumu, yalpalayan duruşu ve giderek hem kendisini yani hükümeti ve parlamentoyu anlamsızlaştıracak olan Erdoğan’ın kafasındaki başkanlık sistemine evet diyen noktaya gelmiş olması da bizlerin önümüzdeki 3 ayı çok zorlu bir süreci beklediğine işarettir. Birinci soruya verilen yanıt yeni yaşamı isteme arzusuna işaretken ikinci soru adeta eski yaşamda ısrarı ifade etmektedir. Dikkat edilirse sayın cumhurbaşkanı ‘Kürt sorunu yoktur.’ Kürtler olunabilecek her şeyi olabilmektedir gibi 90’lı yıllarda ırkçı, faşist ve gerici çevrelerin dillerine peleseng ettiği cümleleri kullanma ihtiyacını duymaktadır. Keza hükümetin akıl almaz uygulamalarla ve parlamentoyu oldukça zorlayan yöntemlerle yasalaştırdığı iç güvenlik kanunu yine 90’lı yılların bildik güvenlik öncelikli mantığın günümüzdeki tezahüründen başka bir şey değildir. Bu hiç yeni olmayan eski yaklaşımlar hem toplum hem tarih açısından defalarca hiçbir hükümlerinin olmadığı birçok örnekle kanıtlanmıştır. Bu yaklaşım ve uygulamalar insan, zaman ve kaynak kaybının ötesinde hiçbir olumlu etki yapmamıştır. AKP hükümeti ve cumhurbaşkanın yaptıkları ve söyledikleri bize sistemin söyleyeceği yeni bir söz yapacağı yeni bir uygulamasının kalmadığını göstermektedir. Özcesi; eski hayatın, seki yaşamın bize verebileceği herhangi bir şey yoktur. Bu nedenle diyoruz ki şimdi sözün de eylemin de adresi yeni yaşamı savunan Halkların Demokratik Partisidir. Türkiye 7 Haziran 2015 seçimlerinde işte bu nedenle tercihini eski yaşamdan mı yoksa yeni yaşamdan mı sorularına karşılık vererek yapacaktır.

dsc_0472.jpg

Yeni yaşamın inşası nasıl olacak? Bütün bu zorlulara karşı bunu nasıl başaracaksınız?

HDP çok özet ifade etmek gerekirse iki temel toplumsal dayanak üzerinden yükseliyor. Bunlardan biri Kürt demokrasi güçlerinin birlik ve dayanışmasını kendinde gerçekleştirmiş olmasıdır. Buna Mezopotamya’nın birliği diyebiliriz. İkincisi de Türkiye’nin ileri, onurlu, sol, sosyalist, demokrat, sahici Müslüman, Anadolu Alevileri, Mezopotamya Kızılbaşları ve emekçi sınıflar arasında geliştirdiği ortaklaşmadır. Bu da Anadolu’nun birliği anlamına gelmektedir. Karşımıza çıkan tablo şudur; HDP Anadolu ve Mezopotamya’nın eşitlik, adalet ve kardeşlik esaslı buluşmalıdır. İşte yeni yaşamın maddi zemini bu buluşmadır. Yani Batmanın Samsun’la kucaklaşmasıdır. İstanbul’un Amad’le halaya durmadır. Vangölü’nün Abant gölüyle aynı anda coşmasıdır. Kısacası insanın insana yeniden en derinlikli ve anlamlı kardeşleşmesidir yeni yaşam. Bireyin özgür; toplumun demokratik öz kazanmasıdır. Kendini yönetme, özgür yaşama ve toplumsal özellikle iktidar ve devlet dışı kalmış kesitlerin kendi geleceklerini kendilerinin belirlediği özerk, demokratik bir gelecek ufkudur. Barışın içselleştiği, sömürünün sınırlandığı, baskının sonlandırıldığı, kadınların, gençlerin, emekçi sınıflarının, LGBTİ bireylerinin ve benzeri diğer tüm çevrelerin herhangi bir kayıt ve kısıt olmadan örgütlenebilmesidir. Yani demokrasinin köktenci ve radikal bir muhteva kazanarak yaşma evrilmesidir yeni yaşam. Bu yaşam toplumca gerçekleştirilecek, ulaşılacak bir hedeftir. Çünkü yeni yaşam etelenemez, vazgeçilemez bir biçimde toplum için temel bir ihtiyaç durumuna; acın ekmeğe, kananın suya olan ihtiyacı kadar yakıcı hale gelmiştir. Yeni yaşamın kurucuları, inşacıları iktidar ve sistem dışı kalan toplumun bizzat kendisidir. Bu yeni yaşamın temel vazgeçilmez araçları ise en az yeni yaşam kadar kutsal olan, anlamlı ve değerli olan: akademiler, komünler, kooperatifler, birlikler ve meclislerdir. Partimiz Halkaların Demokratik Partisi hem programı hem de yeni yaşam belgesiyle bu yürüyüşün en önde yürüyenidir…

HDP’den Batman’da aday adayısınız. Hedefiniz nedir?

Öncelikle hedefimiz büyük. Çünkü bir büyük bir düşün yürüyüşçüleriyiz. Büyük düşü olanların hedefleri de büyük olur. Ülke genelinde yüzde 10 barajını aşarak bu utançlı bendi yıkarak bu kadim toprakları, bu utançlı ve yasakçı yasadan kurtaracağız. Batman için ise çok açık ifade ediyoruz; Batman, hem beynini hem yüreğini açtığı HDP’ye 4 milletvekillik vererek; başta Kürt halk önderi ‘Sayın Öcalan’ gelmek üzere tüm özgür tutsakların cezaevlerinden çıkarak toplumla kucaklaşması, Kürt gerçeğinin çağa ve temel insan hak ve hürriyetlerine uygun olarak politik, eşitlikçi ve özgürlükçü kalıcı bir çözümünün sağlanması Türkiye’nin gerçek manada ve sahici demokratik özgürlükçü, eşitlikçi adil bir anayasa oluşturulması; yerinden temokratik öz yönetimlerin hayat bulması. İşsizlik, yoksulluk ve açlığın sonlandırılması iktisadi, sosyal ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi mücadelesini parlamentoda kararlılıkla ve sokakla buluşan bir tarzda gerçekleştirme hedefine ulaşacaktır. Batman aslında Anadolu ve Mezopotamya’nın aynasıdır. Çok renkli, çok dilli, çok dinli, çok kültürlü, çok halklı birçoklu gerçeğe sahiptir. Uzunca bir dönemdir partimizi ve ardılı olduğu partilerin yönetiminde yürütülen yerel yönetim yani belediyeler aracılığıyla parti politika ve hedeflerimizin toplumsallaşmasında ciddi mesafeler kat etmemize rağmen hala sistemin çıkardığı zorlukları bir yana bırakarak yapmamız gereken çok şeyin olduğunun da farkındayız. Bu farkındalık bize kuru bir öz eleştiri yerine yeni yaşam projemizi pratikleştirme görev sorumluluğunu yüklemektedir. Batman bir demokrasi mücadelesi merkezi olmasına rağmen sistemin uyguladığı politikalar, açlık, yoksulluk ve işsizlik ürettiğinden ciddi toplumsal çelişmelerin de yaşandığı bir alandır. Parti olarak biliyoruz ki insan eliyle üretilen toplumsal sorunlar yine insan eliyle çözümlenirler. Bu da yukarıda ifade ettiğimiz eski yaşama karşı yeni yaşamın galebe çalmasıyla olacaktır. Ben batmanlıyım, toplumsal ve siyasal kimliğimi, kişiliğimi Batman’dan edindim. Batman’ın her sokağı, her mahallesi bu kimlik ve kişilik edinmemde rol sahibidir. Batman Agid’in Şeh Mamut Tanrıkulu’nun, Mehmet Şah Gündüz’ün, Ahmet Ergin’in, Sarı İbrahim’in ve Edip Solmaz’ların fideliğidir. Ve elbette buna Gurbet Aydın yani Mizgin’i de eklemek gerekir. Anlamlı fideliği bugün zengin birçok çiçekli bahçeye dönüştüren çabanın sahibini aziz anısı önünde saygı ile eğilerek yaşamak gerekir; Mazlum Doğan’ın! Batman, Halkların Demokratik Partisi açısından evet Türkiye’nin aynasıdır. Binlerce metre yerin altından kara katran petrolü çıkaran emekçilerden tutun da yazın kavurucu sıcaklığında pamuk tarlalarında genç kadınlı erkekli mevsimlik işçilere, Êzidî’lerden Süryani’lere, Türklerden Araplara varana kadar bu coğrafyanın her rengini bağrında bulunduran bir kenttir. Adeta HDP’nin sosyolojik olarak dile gelmiş halidir Batman. Biz Batman’ın milletvekilleri olarak Batman’ın sesini bayraklaştırıp parlamentonun burçlarına dikeceğiz. 

AKP’de yer alan Kürtlere mesajınız nedir?

Halkımızı hem Batman için, bütün Anadolu ve Mezopotamya için hem HDP milletvekili aday adayı olarak hem de bir genel merkez yöneticisi olarak ilgili taraflara seslenmek isteriz. Her ne nedenle olursa olsun AKP’de yer alan tüm dürüst, namuskar ve sorumlu kişilikleri hiç zaman kaybetmeden yaşadığımız coğrafyanın temel ve güncel problemlerini gerçekten çözebilecek ve bu çözümü gerçekleştirecek tarihsel bilgi, birikim ve deneyime sahip kadroları olan yegane siyasal organizasyon olan HDP’ye güç vermeye ve katılmaya çağırıyoruz. Bu çağrı tarih karşısında içine düştükleri veya düşebilecekleri olumsuzluklardan onları arındırma çağrısıdır da aynı zamanda.  Unutulmamalılar ki onlar bir gün çocukları şu soruyla onları muhatap edebilirler: baba-anne siz yeni yaşamla eski yaşamın karşı karşıya geldiği 2015 -7 Haziran seçimlerinde hangi saftaydınız. Eskiden mi yeniden mi yanaydınız? Doğrusu biz hem bir aday adayı hem de bir parti yöneticisi olarak kimsenin bu tür sorularla yüz yüze gelmesini istemiyoruz. Bu nedenle AKP’li hemşerilerimiz önde gelmek üzere partimizin kapılarının kendilerine ardına kadar açık olduğunu ve toplumlarıyla yeniden buluşmaları için sunduğumuz bu imkanı doğru değerlendirmeleri gerektiğini belirtmek isteriz. Gün artık umundun ve çözümün adresi olan HDP’de ellerimizi, beyinlerimizi ve yüreklerimizi birleştirme günüdür.

Son mesajınız nedir?

Başlarken ifade ettiğim gibi 2015 seçimleri eski yaşamla yeni yaşımın karşı karşıya geleceği tarihsel ve oldukça hayati bir diğere ve yere sahiptir. Partimiz tüm ülkede olduğu gibi batmanda da yeni yaşamın inşasında bedenini, ruhunu, tüm çabasını katık edecek adaylarla halkın özgürleşme yürüyüşünde yer alacaktır. Partimiz son dönemde geliştirilmek istenen provakatif tutumlar AKP’nin buna güç veren ve çözüm süreciyle çelişen yaklaşımlarına karşın barışta ve demokratik siyasette ısrarını sürdürmeye devam edecektir. Eskisi gibi yaşamama ve çözüm üretmeyen eski tarz mücadele yerine yeni mücadele yöntemlerini önüne koyan ve demokrasinin en mutluluk verici uğraşısı olarak demokratik siyaseti temel alan partimiz barajları yıkma tam bir demir kafes işlevi gören 82 anayasasını tarihin tozlu raflarına atma, halkların hak eşitliğine dayalı ortak vatanda özgür yaşamı gerçekleştirme halayına durma ve özgür, umutlu, mutlu bir gelecek yaratma yürüyüşü tüm engellemelere rağmen kararlılıkla sürecektir.  Halımıza şunu belirtmek isteriz ki bugün 3 temel ihtiyacımızı açığa çıkmıştır. Birincisi; herkesi kucaklayacak bir birlik yaratma yürüyüşümüzü kararlılıkla sürdürmeliyiz. İkincisi; birincisini gerçekleştirmek için tek bir insanımızı dışarıda bırakmayan bir örgütlülüğü yaratmalıyız. Üçüncüsü de yukarıda ki iki ihtiyacı da karşılamak için çalışmalıyız, çalışmalıyız, çalışmalıyız.

Bitirirken 2015’in HDP’nin ön gördüğü çerçevede gelişeceğine olan inancımız tamdır, sarsılmazdır. Yani ‘Sayın Öcalan’ özgürleşecektir. Bu topraklar daha müreffeh ve zengin olacaktır. İnsanımız bahtiyar ve özgür olacaktır. Bu kararlılıkla halkımızı bir kez daha saygı ile selamlıyor partilerine, HDP’lerine güç ve destek vermeye çağırıyoruz.

Bu yazı toplam 1424 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Batman Haber Gazete | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0-488 214 62 62 | Haber Yazılımı: CM Bilişim