• BIST 88.830
  • Altın 144,131
  • Dolar 3,6361
  • Euro 3,8595
  • Batman : -5 °C
  • ‘Rejim değil sistem değişikliğidir’
  • Polisin yardımına vatandaş koştu
  • Gercüş’te şofben zehirlenmesi 1 ölü 1 yaralı
  • ‘Rejim değil sistem değişikliğidir’
  • Polisin yardımına vatandaş koştu
  • Gercüş’te şofben zehirlenmesi 1 ölü 1 yaralı

BİR ÖĞRETMENİN DELİ'CESİNE ÖYKÜSÜ...

23.11.2016 13:35
Zeki İnanç / Sosyolog

Zeki İnanç / Sosyolog

Hava soğuktu, elleri üşüyordu...

Etraf zifiri karanlık, puslu ve ürkütücüydü

Kabanına sıkıca sarındı

Sokaktaki elektrik direğinin titrek ışığı altında durdu

Kitaplarını koltuk altına sıkıştırıp parmaklarına bakındı

Elleri mosmor olmuştu

Hava da  bu gece buz gibiydi ve adeta iliklerine kadar işliyordu insanın

O gece bir an önce eve varmak istiyordu

Sıcak bir çorba ve sonra deliksiz bir uyku ne de iyi gelecekti diye düşündü

Adımlarını sıklaştırdı

Nedense o gece içinde çözemediği sıkıntılarla boğuşuyordu

 Beyninde bir sürü düşünce gelip geçti, geçmişini düşündü

İlköğretimi, liseyi hep üstün başarıyla geçmişti

Deyim yerindeyse takdirlik öğrenciydi

Bütün imkansız şartlara rağmen

Üniversite sınavlarına kendi çabalarıyla hazırlanmıştı

Şimdiki gibi dershaneler, kurslar, özel hocalar falan hak getire...

El bebek gül bebek imkanların seferber edilmesi nerede…

Yetmişli yıllarda okumak çok zordu

Deveye hendek atlatmak gibi birşey

Bu yıl eğitim enstitüsü  ikinci sınıfta okuyordu ve yaşı henüz ondokuzdu

Bir an önce mezun olup öğretmen olmanın o tarifsiz hayalini kurdu

içini sıcacık bir duygu seli kapladı.

O çok zeki bir öğrenciydi

Isterse Tıp bile okuyabilirdi

Ama o öğretmen olmak istedi

Seviyordu bu mesleği çünkü bu meslek ona kutsal geliyordu

Çocukların unutulmaz sevgili öğretmeni

Tüm mesleklerin efendisi olmak istiyordu

 

Eve varmak üzereydi.

Belki de beş dakika sonra varacaktı

Ama o uğursuz gece bütün hayatının değişeceğini nereden bilecekti ki

Hem de delicesine değişeceğini.

 

Evinin bulunduğu sokağa girdiğinde karanlıklar giyinmiş bir grubun ona doğru hızla yaklaştığını sezinledi.

Ve o buz gibi gecede ansızın ensesini yakan bir cismin delip geçtiğini irkilerek hissetti

Başı döndü yere kapaklanmamak için doğrulmaya çalıştı

Ama başaramadı.

Ellere kenetli muştalar, sopalar seri şekilde kafasına,yüzüne,vucuduna vurulmaya başlandı

Küfürler savruluyor, tekmeler acımasızca atılıyordu

Dayanamadı olduğu yere çöküverdi

Ama şiddetin dozu hoyratça ve zalimce giderek artıyordu

Gözlerini açmaya çalıştı

Yüzünden akan kanlar görmesini engelliyordu

Herşey puslu herşey sisliydi

Kendisine acımasızca saldıran o şahıslara donuk gözlerle baktı.

Ama yüzlerini seçemiyordu.

yüzleri karanlıktı, geceden bile daha zifiri karanlık

Son bir hamle ile başını doğrultup olanca gücüyle kan tükürdü yüzlerine

Ve olduğu yere yığıldı.

Gecenin sessizliğini bekçinin kesik kesik düdüğü böldü acıyla

O karanlık ve korkak grup zafer kazanmışcasına vahşi köpek sürüleri gibi

hırlayarak,havlayarak karanlıklara karıştılar.

Karanlık düşünceleriyle beraber

Halbuki bilemediler ki aydınlık düşünceler kanda boğulmaz.

 

Genç adam öleceğini düşündü

Gözlerinden kanlı gözyaşları süzüldü

O buz gibi gece ambulansın siren sesleriyle çınladı

Bir meçhule sürüklendiğini bilemedi

Belki de o gece son kez geçmişini düşündü ve yitip gidecek geleceğini

Bir daha hatırlamamacasına…

Ambulans yabani vahşi atların çılgınca koşturmacası gibi hızlandıkça hızlanıyordu

O sadece okumak istemişti

O sadece bir öğretmen olacaktı

O sadece ekmeğinin peşindeydi

O sadece masum düşüncelerinin adam gibi bir temsilcisiydi

Ve o gece herşey bitti…

aylarca komada kaldı

Ve bir gün uyandığında artık her şey ona yabancıydı

Hiç bir şeyi hatırlamıyordu ve asla hatırlamayacaktı…

 

Onlu yaşlarında bir çocuk gibiydi artık

Başına aldığı darbeler her şeyini alıp götürmüştü

Geçmişini, geleceğini, umutlarını, hayallerini, ekmeğini

Tadamadığı o öğretmenlik duygusunu

Ve yaşanmamış gençliğini…

O yıllarca tedavi gördü.

Ve yetmişli yıllardan ikibinli yıllara

O hala bir çocuk

Ya da altmış yaşlarında masum,mazlum,mağdur bir çocuk

Kendi sessiz dünyasında,çalınmış bir hayatın kurbanı

Onu ne zaman görürseniz yüzünde hala hiç eksik etmediği bir tebessüm

Mona lisa’nın resmi gibi bir yanı da acıyla örtüşmüş bir acı gülümseyiş

Her şeye rağmen…

Delicesine o hep güldü

Bazen bir tebessüm

Bazen de kahkahalara karışmış kanlı gözyaşlarıyla

Ya o karanlığa karışan korkak ve karanlık yüzler nerede? 

Onlar,

O korkaklar,

O kahkahalarına karışmış pırıl pırıl bir gencin çığlıkları, haykırışları

Ebediyyen beyinlerinde bir çan gibi durmadan yankılanacaktır.

Ölüm bile onları kurtaramayacak

O sesler o çığlıklar kabusları olacak

Ve rüyaları hep karanlıklar olacaktır.

 

Bu öyküyü bir tesadüf okuduklarında

Boğazlarında bir şey düğümlenecek midir acaba

O utanç ve vicdan azabı ruhlarına muşta darbeleri indirecek mi acaba

Ya da köstebekler gibi karanlıklarında mı saklanacaklardır

Duygusuzca, zavallı bir ölümü bekleyerek.

Delicesine bir öyküydü

Geldi geçti…

Hayat  gene devam edecek

Delicesine öyküler hep olacak

Ama bir gün delice bir rüzgar

Karanlıkları paramparça edecek

O gün, işte o gün sonsuza dek güzel günler gelecek

 

Tüm öğretmenlere saygıyla ithaf ediyor

Öğretmenler gününü kutluyorum.

 

Bu yazı toplam 774 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Batman Haber Gazete | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0-488 214 62 62 | Haber Yazılımı: CM Bilişim