• BIST 104.001
  • Altın 145,853
  • Dolar 3,5082
  • Euro 4,1879
  • Batman : 32 °C
  • Batman Büyükşehir oluyor
  • İşkur Batman’da 378 işçi alacak
  • ‘Semt poliklinikleri Batman’ı rahatlatacak’
  • Batman Büyükşehir oluyor
  • İşkur Batman’da 378 işçi alacak
  • ‘Semt poliklinikleri Batman’ı rahatlatacak’

CÜPPELİ AHMET HOCA KİMDİR?

22.08.2017 12:27
Mine Bayoğlu / Yazar

Mine Bayoğlu / Yazar

27 Şubat 1965 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Üç yaşından itibaren babasıyla birlikte, evlerinin yakınındaki İsmailağa camine gidip gelmeye başladı. Annesi Rabia Ünlü, Babası Yusuf Ünlü’dür. Yusuf Ünlü, Kemal Horzum ve Yahya Demirel ile ortaktı. Sahip olduğu tel çivi fabrikası, bir zamanlar oldukça büyük ve iyi kâr getiren bir fabrikaydı.

 

Cüppeli Ahmet Hoca diye bilinen Ahmet Ünlü, küçük yaşta babasıyla birlikte İsmailağa cemaatinin sohbetlerine katıldı. Onun daha o zamanlar tarikat lideri olmayı kafasına koyduğunu anlayabiliyoruz. Çok erken yaşlarda cübbe giyip sarık takmaya başlamış. Yaşıtlarına pek benzemez, kibrit kutusundan camii, kibrit çöplerinden de cemaat yaparak oyun oynarmış küçük Ahmet.

 

Nakşibendi tarikatının İsmailağa kolu olarak bilinen dergâhında, Mahmut Ustaosmanoğlu tarafından yetiştirildi. Kendi değimiyle iş olsun diye gittiği Fatih Koleji’nin ortaokul ikinci sınıfından ayrılarak, Rize’de çeşitli tarikat bağlantılı alaylı hocalar tarafından yetiştirildi.

 

İlk vaazını on iki yaşında verdi.  Hitabet yeteneği sayesinde kısa sürede büyük sükse yaptı.

 

Tarikat basamaklarını hızla tırmanırken askerlik çağı geldiği vakit, aniden şeker hastası olduğu anlaşıldı. Müritlerinin söylediğine göre vatani görevini yapmak için yanıp tutuşan Cübbeli Ahmet Hoca, çürüğe çıktığı için üzülüp kahrolmuş.

 

1990 yılında Fatih Hak ve Hizmet Vakfını kurdu. Kesintisiz olarak Cumhuriyet ve laik düzene olan kinini hararetle bütün vaazlarında dile getirdi.

 

1997 yılında babasının işleri bozulup iflas edene kadar onun parasıyla geçindi.

 

Türkiye’yi büyük bir yasa boğan, on binlerce insanın öldüğü, binlerce insanın evsiz kaldığı 17 Ağustos depreminde, ‘’Mevla’m zina yuvalarını vurdu’’ dediği konuşmasından ötürü 312. Maddeden yargılandı. Bu akıl alamaz vaazda Cüppeli Ahmet Hoca, ‘’deprem öncesi meleklerle pazarlık ettiklerini, İstanbul’un Avcılar bölgesi dışındaki yerleri bu pazarlıkla kurtardıklarını, depremin zina yapanlar yüzünden olduğunu’’ ileri sürdü.

 

Halkı din, mezhep ve inanç farklılığı gözeterek, birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek şekilde düşmanlığa alenen tahrik etmek suçundan iki yıl, yedi ay, üç gün hapis cezasına çarptırıldı. On üç ay hapis yatıp çıktı.

 

2006 yılında denizde jet skili fotoğrafı ile tekrar kamuoyunun gündemine geldi.

 

12 Ekim 2011 tarihinde Karagümrük Çetesi Operasyonu kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. 7 Aralık 2012 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.

 

Cüppeli Ahmet Hoca’nın iki eşi sekiz çocuğu var.

 

En son, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı iddiasıyla yargıladı. Yani misyonu gereği dini anlatıp halkı bilinçlendirirken,  dine hakaret ettiği için mahkemeye verildi.

 

Söz konusu dava Şifa Ayetleri isimli kitabının 42-43 sayfalarında erkeğin tenasül uzvu için okunacak dualar yüzünden açıldı.

 

Tarikatlar, cemaatler güya yasakken, bunların binlerce yıl uydurduğu hadisler etrafında, olmayan bir dini insanlara öğretmeye çabalayan bu sözde nefer, dil ustası, hitabet sanatçısının insanları eğitmek için bir ehliyeti olduğunu söyleyebilir miyiz? Her güzel konuşan insan ilim sahibi midir ve doğruları mı söyler? Her vaazı Kur’an’a, sünnete, akla, mantığa aykırı olan bu adam, nasıl milyonlarca insanı peşinden sürükleyebiliyor?

 

Cüppeli Ahmet hoca on iki yaşından beri konuşuyor, müritlerine ve hayranlarına kırk yıldır hararetle bir şeyler anlatıyor hatta insanların hayatlarına yön veriyor.

 

Peki, bu adam ne anlatıyor? Türkiye Cumhuriyetinin düzene ve yönetimine alenen düşmanlık yapıyor. ‘’Kadınlar dışarı çıkmamalı, kız çocukları kesinlikle okutulmamalı ve kadın eğer dışarı çıkacaksa kara çarşaf dışında hiçbir kıyafet giymemelidir’’ diyor. Sadece bunlar, şunlar yapılmamalıdır demekle kalmıyor, insanları yönlendirmek adına ‘’bunları yapmazsanız günaha girersiniz, öbür dünyada mekânınız kesinlikle cehennem olacaktır’’ diyor. Yani gericiliği, yobazlığı yayıp; bilime, sanata ve her türlü gelişmeye düşmanlık etmek için insanları, sanki tapulu malı saydığı cehennemle tehdit ediyor.

 

Bir tarikatın, cemaatin sakıncalı olarak kabul edilmesi için sadece ihtilal yapmaya kalkışması mı gerekiyor? Alenen Cumhuriyet düşmanlığı yapan, bağnazlığı yaymak için gece gündüz vaaz veren tarikat liderleri niçin tehdit olarak algılanmıyor?

 

İlk çağ filozoflarından Aristo ve Eflatun’dan tutun da kendisi gibi yaşayıp düşünmeyen herkese ve her şeye düşman olan bu adam, ciddiye alınmaksızın sadece bir şovmen, internette insanlara hoşça vakit geçiren sosyal medya ünlüsü olarak algılanması gerekirken, acıdır ki politikacısından tutun da toplumun her kesiminden önemli insanlar tarafından saygı görüp ciddiye alınıyor.

 

Geçimini sadece yazdığı kitaplardan sağladığını söyleyen hoca,  bir kısım halkın cinsel eğitimsizliğinden, cahilliğinden faydalanarak erkeklik organına okunacak duaları kitabında yazarak dinimize katkıda mı bulunmuş oluyor soruyorum size! Amacı satışları artırıp daha fazla gelir elde etmekti ama bunu din kisvesi adı altında yapmak ne kadar ahlaklı, onurlu bir davranıştır? İslam’ın savunuculuğunu üstlendiğini iddia eden bu adam, İslam’a en çok zarar veren kişi olarak şahsı bizzat koca bir ironidir. Ve yazık ki bu ironi çok önemli kişilerce saygı görmeye devam etmektedir.

 

Bu yazı toplam 1659 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Batman Haber Gazete | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0-488 214 62 62 | Haber Yazılımı: CM Bilişim