• BIST 104.123
  • Altın 145,627
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Batman : 25 °C
  • Batman Büyükşehir oluyor
  • İşkur Batman’da 378 işçi alacak
  • ‘Semt poliklinikleri Batman’ı rahatlatacak’
  • Batman Büyükşehir oluyor
  • İşkur Batman’da 378 işçi alacak
  • ‘Semt poliklinikleri Batman’ı rahatlatacak’

Dürre ve Abşar

16.07.2014 15:36
Derya Titiz / Batman Haber Gazetesi

Derya Titiz / Batman Haber Gazetesi

Sol elimde  XXL bir marketin şu cicili  bicili ambalaj ürünleri ile doluşuk ve yine kendi logosunu yansıtan battal naylon torbası, hala nedenini kestiremediğim o yeni yeni musallat olmuş şapşal şımarıklık beraberliğinde hop zıp gelmekteyken, tam sokağa girmiştim ki, iki yuvarlak kuyu gibi kara gözle çarpıştım...

Dağıttı beni

İki adım geri bastım,yanına çömeldim. Peki ya bana izin vermez, konuya gelmemi istemezse..

Yoksa görmezlikten mi gelmeliydim! Daha eve varıp oruç açacak, aldığım sarı patateslerin salataya dönüşmesi için mısır taneleri ve baharatlar ile sos harmanlayacaktım. Kalkıp gitsem mi?!

Zihnim, bedenim, duygularım hepsi ittifak

Başlamışım bile konuşmaya. Bir yandan da kuyu gözlü genç kadının arkasında dikilen karamela saçlı çocuğun, sütlü dondurma yanaklarını okşamak tayım. Taciz ile pürüzsüz çelişki.

Yerde dağılan market torbasının içinden bir içeceği gözüne kestirdiğini şıppadak anladım. Şımarıklık ekip gitmiş, yerine panik atak yerleşmişti.

-İster misin,senin olabilir dedim, karamela saçlıya. Anlamadı baktı. Sadece gülümsedi. Ne kadar çabuk gülümsüyor!

Eline tutuşturdum. Ardından buluştuğum gözlere takıldım.

Sessizce - konuştuğum dili anlıyor musun, ben seninkini bilemiyorum. dedim.

Aynı sessizlikte -Evet. dedi.

Muhabbet koyulaştı 

O arada buğday tarlası görünümlü velet, açılan naylon torbanın arasından başka bir şeyi daha gözüne kestirmiş olacak ki sağ minik parmağıyla işaret etmekte gecikmedi.

-Al alabilirsin. Ama dur bir dakika, aklıma bir şey geldi. Sana bir sandviç yapıp geri geleceğim, bekle beniii dedim.

O hoplamak zıplamaktan eser kalmamış, ayaklarım bedenimi zor çekiştirmekteydi. Anahtarı evirip çevirip içeriye komando girişi yaptım.

 

Naylon torba we içindekilerini, kırmızı kanepe üzerine bıraktım. Elim ayağım uyuşmuş, zerre kadar olmayan beyin zonkluyordu. Soluk alamıyordum.

Kalkıp,mutfağa daldım. Siyah ekmeğin dilimleri arasına sıkıştırdığım malzemelerle, 4 adet sandviç hazırlayıp, içindekileri şu alüminyum kağıtlarla hapsettim. Elime gecen 1-2 adette pelüş oyuncak kapıp torbaya attım. Kapıyı çektim ,apartmandan çıktım.

İşte oradaydılar

Akşam ezanı ha okundu, ha okunacaktı .Acabalar üşüştü bu seferinde bıd bıd ...

"eve mi çağırsaydım,çağırayım mı,çağırmalıyım,ya sonra gelirler mi ?" yine bir düşünce kumkuması..

Karamela saçlıya sandviçleri uzattım, aldı. Bir kavanozda bal .-bak buda bonusu dedim. Anlamadı. Kavonozu aldı sadece gülümsedi.

-Çocuğun mu? dedim, o kara hüzün dolu bakışlı genç kadına -evet dedi.

-Dilimi biliyorsun 

(sustu.)

-Nerede kalıyorsunuz, adın ne peki kocan ...

(Arda arda soru soruyorsun, ne yapıyorsun sen ,yuh sana be diye önce fırçaladım, daha sonra aldırma meslekten kalmadır diye yumuşattım, içimdeki kontesi )

-Parkta kalıyoruz. dedi.

Aynı sessizlikte devam etti  -Buranın arkasında, bana bez lazım, kocam savaşta öldü. bütün erkekler savaşta öldürüldü. Anne,  baba, kardeşlerim savaş bomba ölüm buradayız. Çok acı var. Savaş kötü, açlık,ö lüm, soğuk, acı... (sustu)

***

En eğlenceli yaş olan şu 17 yaslarda. Hayalleri, özlenen heyecanı ölmüş ,doygunluğa erişmiş, 2 Suriyeli çocuk/kadın. kollarının arasına sarıp sarmaladıkları bebekleri ile buldukları yere kıvrılmışlar. Birinin adı Dürre (inci tanesi) diğeri Abşar (şelale)isimler ne fark eder. İç savaşın o korkunç soğuk ölüm kan kokan yüzünden kayıp sığınmışlar. Özgür müydüler. Bilemedim.

 

Topraklarını, tavuklarını,hurma ağaçlarını, saksıda çiçeklerini, kahve taslarını ve birde sevdiklerinin ölü bedenlerini, o aptal savaşın kurşunlarını geride bırakmışlar arkalarına bakmadan kaçmışlardı. Sığınmışlardı.

Geldikleri yabancı topraklarda sığınmacı kondu adları. Mutlu muydular peki?! Hayır, o kara kara bakan bana carpan gözler mutlu değildi. Biliyordum, biliyordu. Herkes her şey yabancıydı, istenmiyordu. Onu da biliyordu. Çaresizlik tek yüküydü Dürre'nin we diğerlerinin.

Sıcak bulutlar ile kaplı nemli karanlık çökmüştü. İnsanlar mutlu iftar sofralarında okunacak ezanı dinledi ve Tanrının sunduklarına şükür ile oruç açtı. ..

Yanlarından özgürlüğüme doğru ayrılırken, yine göz göze geldik.

-Abla bez unutma. diye sessizce seslendi.

İçeri girdiğimde, patatesler dönüşecek olduğu salata malzemeleri bıraktığım kırmızı koltuğun üzerinde duruyordu. Öylece bıraktım. Dokunamadım. 

Bu yazı toplam 2739 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Okuyucu
09 Ağustos 2014 Cumartesi 17:39
17:39
Yeni yazınız yok.Gözlerimiz arıyor.
78.182.7.198
Gürkan
18 Temmuz 2014 Cuma 19:50
19:50
Basın işte, yine hepimize hepimize işaret etti.
188.3.29.10
Melih
18 Temmuz 2014 Cuma 19:21
19:21
Olduğu gibi,sade duygu yüklülüğü.Ne yazık ki kısa.Tam tadına varacağım sıra yazı bitiyor ve ben tekrar okuyorum.Teşekkürler.
188.3.29.10
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Batman Haber Gazete | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0-488 214 62 62 | Haber Yazılımı: CM Bilişim