• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Batman : 0 °C
  • Küpesiz hayvanlar kaçak sayılacak
  • Vizyon projesinde sona doğru
  • Maçtan sonra kalp krizi geçiren öğretmen hayatını kaybetti
  • Küpesiz hayvanlar kaçak sayılacak
  • Vizyon projesinde sona doğru
  • Maçtan sonra kalp krizi geçiren öğretmen hayatını kaybetti

HASANKEYF’E KIYILIR MI!

18.07.2017 15:42
Mine Bayoğlu / Yazar

Mine Bayoğlu / Yazar

Şanlıurfa Göbekli Tepe’de bulunan mabet tarihin yeniden yazılmasını gerektirecek kadar eski. Hemen hemen on iki bin yaşında. Hani bize ilkokulda, ortaokulda öğrettikleri insanlar taş devrinde mağaralarda yaşarlardı, mahrem yerlerini hayvan kürkleri ve incir yaprağıyla kapatırlardı dedikleri dönemde, yani on iki bin yıl önce Göbekli Tepe’de “t” şeklindeki taşlara yabani hayvan ve insan figürleri oyarak tapınak yapmış ve yerleşik hayata geçerek tarımla uğraşılmaya başlamışlar. Yapılan kazılarda bölgede yabani buğday tohumları bulmuşlar. Göbekli Tepe o kadar önemli ki… İnsanoğlu elindeki sınırlı bilgiyle tarih öncesi çağları anlamaya, insanların nasıl yaşayıp neler yaptıklarını öğrenmeye çalışırken bu dönemi aydınlatan fener gibi.

 

Batman’ın incisi, en değerli varlığı Hasankeyf ise Göbekli Tepe kadar hatta ondan bile daha önemli ve kıymetli. Hasankeyf höyüğünde yapılan kazılar, buranın Göbekli Tepe’yle çağdaş olduğunu ortaya koydu. Tarihi, tunç çağından itibaren başlayarak Urartu, Helenistik dönem, Roma, Sasani, Emevi, Hamdani, Mervani, Artuklu, Eyyübi ve Osmanlı medeniyetlerinin izlerini taşıyor. Sırası gelen her medeniyet Hasankeyf’e bir yapı inşa etmiş. Roma kale, Akkoyunlular türbe…

 

Tarihin göz alıcı cümbüşü arzı endam etse de Hasankeyf suların altında kalmaktan kurtulamayacak. Ilısu barajı ve hidroelektrik santrali tamamlandığında, bölgede arkeolojik çalışmalar bitmediği için eski dönem ve insanına dair bilmediğimiz, henüz keşfedilmemiş onca sır suların altında kalacak. Yirmi bin insan yerinden yurdundan olacak. Ömrü en fazla elli yıl olan bir baraj için binlerce yıllık geçmişi olan medeniyet beşiği, dünya mirası yok olacak. “Niçin dünya mirası diyorsun?” diyebilirsiniz. Bölgedeki yetkililer Hasankeyf’in dünya mirasında yer alması için on kriterden dokuzunun mevcut olduğunu söylüyor. Fakat baraj yapılacağı için Türkiye UNESCO’ya başvurmamış. Bu paha biçilmez miras çoktan gözden çıkarılmış. Modern dünyada insan olmanın, devlet olmanın gereği tarihi yok etmek midir? Tarih de kültür de bir sonraki nesle aktarılması gereken çok kıymetli emanetler değil midir? Bu varlıkların üzerine titremek gerekirken…

 

Ülkenin batısında veya doğusunda yaşayan, kültürden, tarihten bihaber, sadece parayla sınıf atlayabilmiş burjuva sınıfımızı doğu ve güneydoğudaki tarihi varlıklardan, kültür zenginliğinden haberdar etmeliyiz. Eyfel kulesinin önünde poz verip gururla sosyal medyada paylaşan, nedendir bilinmez düzenli olarak gittiği İtalya’nın dağını taşını, kolezyumunu karış karış ezberleyen bu insanlar reklam kampanyaları, tanıtım filmleriyle doğuya yönlendirilmeli.

 

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşayanların ortak şikâyeti terörün abartılarak, buralarda sürekli çatışma olduğu izlenimi verilmesi. Haklılar da emin olun bu şehirlere gittiğinizde kimse kafanıza el bombası atıp kaçmıyor. Mardin olsun Batman-Hasankeyf olsun Diyarbakır olsun bölgedeki tüm şehirler terörle anılmak istemiyorlar. Akdeniz ve Ege Bölgesi turizme kazandırıldıktan sonra Karadeniz Bölgesi de bu furyaya dâhil edildi. Fakat Güneydoğu Anadolu Bölgesi zengin tarihi ve medeniyetine rağmen terör bahane edilerek ihmal ediliyor.

 

Hepsini gezip keşfedemesem de bu bölgede gördüklerim birkaç cümleyle anlatılacak kadar sönük, sıradan ve basit tarihi eserler ve şehirler değil. Mutlaka gidilmeli. Van’ın denizini, kalesini, peri bacalarını, adalarını; masal dünyasını andıran eski Mardin’in dağlara kondurulmuş taştan evlerini, milattan önceki dönemlerde güneş tapınağı olarak kullanılan, altın gibi ışıl ışıl parlayan Deyrulzafaran Manastırını. Gaziantep’in muhteşem müzesini, size merakla bakan Çingene Kızı Belkıs’ı, şehrin merkezindeki kaleyi, Atatürk’ün nüfusunun kayıtlı olduğu Bey Mahallesini; Şanlı Urfa’nın balıklı gölünü, göbekli tepesini, elinde mızrak kaplan avlayan Amazon kadın figürlerinin olduğu mozaikleri ve hele de yakında sular altına kalacak, Dicle’nin kıyısında bir gerdanlık gibi parlayan Hasankeyf’i. Hasankeyf’e gidin ve çoban Ali’yi bulup ondan buraları anlatmasını isteyin.  Hüzünle: “Ben bu mağaralarda doğdum büyüdüm, benim babam da bu mağaralarda yaşamış ve onun babası da. Elden ne gelir, Hasankeyf yavaş yavaş sular altında kalacak’’ diyecek. Ve pek çok şey daha anlatacak… 

Bu yazı toplam 568 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Batman Haber Gazete | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0-488 214 62 62 | Haber Yazılımı: CM Bilişim