• BIST 104.001
  • Altın 145,505
  • Dolar 3,5061
  • Euro 4,1839
  • Batman : 34 °C
  • Batman Büyükşehir oluyor
  • İşkur Batman’da 378 işçi alacak
  • ‘Semt poliklinikleri Batman’ı rahatlatacak’
  • Batman Büyükşehir oluyor
  • İşkur Batman’da 378 işçi alacak
  • ‘Semt poliklinikleri Batman’ı rahatlatacak’

Hozatlı Dengbej Seyfi Doğanay

21.05.2015 14:57
Sadık Aksoy / Batman Haber Gazetesi

Sadık Aksoy / Batman Haber Gazetesi

Mütevazı, paylaşım duygusuyla çarpan o yüreğin susmadı. Seni anlayan ve bilen her can yüreğinde,  o kendine has üslubunla yorumladığın türkülerin; kah Pertek kah yedi tepeli şehrin ara  sokaklarında… Sevdiklerinden Ayrılan veya Kavuşanlar”ın beleklerinde hep yaşarsın! Xızır yoldaşın ola! Ana Fatma’dan, Düzgine dek selam olsun sana!

Babalar ölünce kızlar daha da bir sarsılır

Batman Üniversitesine her gidişimde Medeni Orhan: “Hocam, sanatta yönelik her zaman yazarsın. Bir gün benim etkinliklerime neden gazete de yer vermezsin? Benim çalıştığım düğün salonuna, geçen akşam önemli bir sanatçının kızı sahne aldı ” diye söylenmeye başladı. Bu tavrına karşı “ Popüler kültür”e ilişkin yazma yeteneğim yok. O bakımda beni maruz gör” deyip geçiştirirdim. Tam konu kapandı derken… Elinde bir foto “Hadi, bakalım şimdi de yazma göreyim seni”

“Neymiş kendinden o kadar emin olduğun konu” dedim. Medeni Orhan heyecanla anlatıyor. “Geçen akşam çekim yaptığım salona ...” Ben hala devam ediyorum yürümeye… Bir an olay kapansın da gideyim diye, birkaç adım ondan uzaklaşmıştım ki: “Meşhur Seyfi Doğanay’ın kızı ordaydı. Düğünde olması renk kattı.”demez mi?

 Birden geri döndüm. “Anlamadım bir daha söyle Seyfi Doğanay mı dedin?”. “Evet” demesiyle,  ha bak şimdi Seyfi Doğanay olunca işin rengi değişir benim için. Vefatını duyunca tüm sevenleri gibi beni de üzmüştü… O vakit İstanbul’daydım… Cenazesine katılmak istedim bende mevcut olan telefonu aradım. Cevap veren olmadı. Dolaysıyla cenazeye katılmadım. Ama sonradan hanımına başsağlığı diledim. Altı yıl kadar oluyor bu tür olaylarda hep babamın vefatı aklıma gelir.

seyfi-doganay.jpg

Baba ev de hasta ise tüm ailenin huzuru kalmaz hepsi endişeli ve derin üzüntüler dehlizindeler. Babam “parkınson” hastalığını yaşıyordu. Son 8 ay yatalak idi annem, bir çocuğuna bakar gibi bakıyordu yaşam yoldaşına. Hatta, babam o kadar bu ilgiye şaşırmıştı ki “ Bu denli bana bakman şaşırttı. Zamanında annemi çok üzmüştür , onun vermiş olduğu şaşkınlığın insanı tepkisiydi bu. Babam, anneme “Ben senden ne kadar arzıysam Huda da senden o denli razı olsun” derdi. 8 ay yatalak… Aile olarak hepimiz perişanız, baba yatakta bizler isek ne yapabiliriz uğraşı içindeyiz. Hastalık bu geldi mi gelir, gitmesi zor biraz. Ev de bulunan kardeşlerim. Reyhan, Hazal ve Mintaha… Erkek kardeşim pandomim sanatçısı Ata ise yıllardır ev de uzakta idi.

Perşembe akşamı şu an İstanbul’da olan kız kardeşim Taybet, telefonda “ Abi! Çabuk eve gel, baba nefes almıyor.”  O endişeli sesi hala kulaklarımdadır… O hızla eve nasıl vardığımı yol boyunca neler düşündüğümü “ya babamı kaybetmişsem” düşüncesi bin kez doğurup, öldürdü beni…

Eve vardığımda evimizin önü kalabalıktı…

Nefes nefese odaya daldım annem, kız kardeşlerim babamın yatağı başucunda ağlaşıyorlardı…

O an zaman benim için durdu.

Kardeşlerimi sakinleştirmeye çalışıyorum.

Şoktayım…

Yatakta, cansız babamın bedeni gözlerimin önündeydi.

Yaşamımın en unutulmaz anı bu,  ailem ağlıyor ve babam yoktu artık.

Yıkanma hazırlıklarına başlamadan son kez babamın bedenini gördüm. Yüzüne baktım, bir daha göremeyeceğim o yüze bir müddet acı acı bakındım. 

Derin, sonsuz bir uyku… 

Küçükken de babamın uykularına şahittim. Ama bu kez bu uyku daha bir farklıydı.  Ruh bedenden çıkınca bir beden bu kadar mı soğuk ve anlamsız olur?  Kaç kez dudaklarımın arasında “Babaa! Baba…”  sözcüğü düşmüştür bilemiyorum. Yüzünü öptüm bir müddet öyle kaldım. Ayaklarını öptüm öylece durdum sonradan beni, odadan çıkardılar…

Baba varlığı ayrıdır. Yaşamda sadece birine özel hitaptır “Baba” sözcüğü, başka kişiye kullanman ne mümkün.  Ve o özle insan yok artık!

seyfi-doganay-ile-iki-yil-once-batmanda-soyleyisi-yaparken....jpg

 

Perşembe’yi cuma’ya bağlayan gecede toprağa verdik. Adettendir defin işlemlilerinden sonra  herkes dağılır iken… Aileden iki kişi bir müddet mezarlığın başında durması gerekir imiş. Bekledim, ama o an kim yanımda durmuştu şimdi hatırlamıyorum. Ne garip bir bekleyiştir... Gecenin rengi daha bir farklıdır sanırsın. Eve geldiğimizde “ölüm sessizliği” dedikleri şeyi yaşıyoruz artık.  Ev ne kadar sessiz, babamın kaldığı oda bir yabancıydı artık yeri boştu. O boşluğun atmosferinde çocukluk döneminde babamla yaşadığım kareler bir bir gözlerimin önünde sisli bir görüntü gibi geçti. 

Babanın olmadığı bir ev de çocuklara ne kadar anlamsız olur o dört duvar arası, hele bir anne için bunu yaşayan bilir. Zamanla çocuklar evlenir yaşamlarını kurarlar. Ama, anne için bundan sonrası yaşamını kocasından kalan anılarıyla avunup, yarasına tuz basacaktır.  İmanına kadar, ruhumuzun derinliklerine dek derin bir acı yaşıyoruz. Hala da yaşıyoruz ya!

Babalar ölünce kızlar daha da bir sarsılır, kız kardeşlerimin ağlayışları hala kulağımdadır. O çaresiz halleri hiçbir zaman gözlerimin önünde gitmeyecektir!

Sabah oldu. İlk uyandığımda “Babam mı öldü şimdi?” ikinci bir acı daha yaşıyor insan. İyi de babam o hastalıktan kurtuldu peki ne zaman eve gelecek? sorusu; beyin hala idrak edememiş bir evlat için babanın öldüğünü…

Osho’un ölüme ilişkin şu sözlerini anımsıyorum; “Bir  insanın en yakını ölünce, yüreğinde acının ilk bekaretini  yaşar.”

O bakımdan Doğanay ailesini anlayabildiğim için üzüntülerini babam Nuri Aksoy’un vefatı üzerinde tekrardan  yad edip paylaşıyorum. Babamın şahsında Seyfi abiye tekrardan rahmet diliyorum. İkisinin de mekanı cennet, ışıklar içinde olsunlar…

                                                  * * *

Vefatından bir yıl önce rahmetli Seyfi Doğanay’la en son telefon görüşmem olmuştu, aramızda geçen diyalogları aşağıya aktarıp paylaşmak isterim.

 -Seyfi abi, nasılsın? 

Seyfi Doğanay: Teşekkür ederim güzel kardeşim. Sen nasılsın? “

Kısa bir sohbetten sonra dedim ki: “Seyfi abi, senden bir ricam olacak.

 Seyfi Doğanay: “Söyle, sana değer veririm elimde ne gelirse seni kırmam”

oncelllllllllll.jpg

 -Nazan Öncel’in bestesi “Omzumda ağla” yorumlamanı isterim. Dinleyicilerine bu sürprizi yap. Hatta buna ilişkin Nazan Öncel’e de demiştim o da gülümseyerek “olabilir” demişti. İki sanatçının ayrı kulvarda oluşu, söz konusu ezginin yorumu dinleyicilere farklı bir renk olacağından emindim.

Seyfi Doğanay: “ Hay hay kardeşim! Senin söylediklerine değer veririm. O ara eşi de yanındaydı: “Hemen not alın ben bakayım, dinleyeyim” demişti.

Bu denli mütevazı yeniliklere açık bir sanatçıydı. Nasip olmadı sağlığı el vermedi. En son görüşmem bu profildeydi.

                                                        * * *

Hatta, Hozat Belediyesi en kısa sürede Munzur dağlarına bakan Seyfi Doğanay’ın bir heykelini veya ilçe meydanına “ Seyfi Doğanay Çeşmesi”  yaptırması anlamlı bir jest olmaz mı?

Hozat Belediyesi’ne bu gazeteyi göndereceğim. Umarım başkan teklifimi değerlendirir. Rahmetli Seyfi Doğanay’ı bir kez daha yad etmek adına, bu duyguları yazmama  neden olan Medeni Orhan’da teşekkür ettim.

Sanatla uğraşan kişilerin iç dünyası farklıdır. Okul yaşamında olsun, toplumsal yaşama dek insanlar birbirine bakarak adımlarını atarlar. Burada da toplumun hükmü ön plandadır. Ama bu kanı gerçek sanatçı için geçerli değildir.. Toplum ileriyi görebiliyorsa ne ala, yok eğer yapılan eylemlerin gerisinde ise, “ateş çemberi içinde bir bardak su arıyorsun” demektir.

Yaptığım söyleyişte Nazan Öncel’in şu sözü aklıma geliyor: “ Bu memlekette ilk kapıyı açan kuruşunu yer”
İlkler daima zahmetlidir. 
Sonradan anlaşılır. 
Deli insanların işidir ilkler.

Her yapılan özgün çalışma insanın hayatında önemli bir an tutar, kolay kolay unutulmaz. Toplumun içinde kişi attığı adımı hesaplıyorsa, “şu ne der bu ne der” bu anlayış toplumu tekdüze bir yapıya götürür.

Her bireyin izdüşümünde “delilik” vurgusu sürü toplumunda kişiyi farklı kılar.

 

 

Zaman ve insan

Zaman surecinde bugüne dek
Kaç insan geçti bu ömürden...
Akan akmıştır dere boyunca o çağlayan su...
Nice ayak izleri var bu taş örmeli köprüde...
Yaşanmış kaçak aşk masallarında bir mühür yansır yüzüme...
Önyargı, öfkenin duvarına dostluk sıvasın işlerim
Köprü yerinde ama akan su kalmamıştır kadim yerde
Ziyandır her geçen gün bu ömürden...

Sadık Aksoy

medeni-orhan.jpg

                                        * * *

Şimdiye dek bu köşede düğün ile ilgili hiçbir zaman haber yansıtılmamıştır. Ne merakım var ne da öyle popüler durumlara vakit ayırırım ama Rahmetli Seyfi Doğanay’ın huyu, suyu hürmetine Medeni Orhan’ın düğün ile ilgili getirdiği metni olduğu gibi aşağıya aktarıyorum.

 

 

 

 

 

Batman Rezidans düğün salonunda gerçekleşen düğünde, Sason Dargani aşiretinden H.Kısmet ÖTER’in oğlu,  Bursa’da Avukat asistanlığı yapan Sinan ÖTER ile Türkiye İş Bankası İstanbul genel müdürlüğünde görev yapan Turay GÜLOĞLU’nun dünya evine girdi. Geçtiğimiz aylarda vefat eden bir akımın temsilcisi, arabesk ses sanatçısı Seyfi Doğanay’ın kızı Eda Doğanay’ın katılımıyla Sason Dargani Aşiretine laik bir düğün gerçekleşti. Eda DOGANAY  “Yüzyıllardır Türk halkı, Kürt halkı ve Arap halkı bir arada yaşıyor ve yaşamaya da mecburuz. Aslında düğünümüz bunun fotoğrafıdır. Bakın burada Türkü de var. Kürdü de, Alevisi de var. Arabı da, Sünni’si de var. Zazası da. Hep bir aradaydık, Türkçe, Kürtçe ve Arapça şarkılar eşliğinde ayrım yapmadan halaylar çekildi, Ankara havası da oynandı, Batman halayı da, Bu yıllardır böyle, hepimiz  beraberiz. Hepimizin bu sürece sahip çıkmalıyız” şeklinde duyguların ifade etti. Düğünleri hakkında gazetecilere açıklama yapan damat Öter, "Düğünümüz umduğumuzdan çok daha iyi geçti. Düğünümüze çok yoğun bir ilgi vardı. Düğünümüze Katılan Sanatçılara, Milletvekillerine, yurt dışından ve şehir dışından gelen herkese teşekkür ederim" dedi. Eda Doğanay ile Ersin Güloğlu’nun seslendirdiği Türkçe ve Kürtçe şarkılar eşliğinde davetliler gece geç saatlere kadar halaylar çekilip, eğlenildi.

Bu yazı toplam 2055 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Batman Haber Gazete | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0-488 214 62 62 | Haber Yazılımı: CM Bilişim