• BIST 104.123
  • Altın 145,627
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Batman : 25 °C
  • Batman Büyükşehir oluyor
  • İşkur Batman’da 378 işçi alacak
  • ‘Semt poliklinikleri Batman’ı rahatlatacak’
  • Batman Büyükşehir oluyor
  • İşkur Batman’da 378 işçi alacak
  • ‘Semt poliklinikleri Batman’ı rahatlatacak’

Kelamlarda sürgün edilen özür sözü

08.04.2014 12:55
Sadık Aksoy / Batman Haber Gazetesi

Sadık Aksoy / Batman Haber Gazetesi

Kelamlarda sürgün edilen özür sözü

“Min bibore” veya “Özür dilerim”

Odun kırma kültüründen gelene pamuğun narinliğini düşündürtemesin!

Günlük yaşantımızda kimi olumsuz anlarda karşı tarafı incitme, rahatsız etme durumlarda Kürtçe “Min bibore” Türkçesi de ise “ özür dillerim” denilir denilmesine ancak kaçımız bu masum ve birçok olumsuzluğu aniden yok edecek o sihirli sözcüğü iletişimlerimizde yer ediyoruz?

Kendi halinde olağan bir cümleyi sihirli diye betimliyorsak cidden çok uzaklaşmışız o sözden. Karşıdan karşıya geçerken veya kaldırımda aniden gelen birine çarptığında:

-Önüne bak! Kör müsün görmüyor musun?

-Ben görüyorum da… Tanker gibi yürüsen böyle çarpılırsın!

 Bu diyalogların sonucunda kavga var. Oysaki çarpan kişi: “Dalgındım kusura bakma ya da özür farkında değildim. Ya da Kürtçe: “Bira, min bibore… Min te nedît! “Bu sözle oluşacak diyalog var olan o olumsuzluğu yok edecektir. Özür dilemeyi bilmek; aile ve yaşam kültürünün birikim sonucunda elde edilen ve yaşama estetik bakmaktır.

Bu iki basit diyalogla topluma ebeveynlik yapma derdinde değilim. Hadim de değil ama bu masum sözcüğü neden diyaloglarımızda yok etmişiz veya yer edinememiştir onu irdelemek istiyorum.

“Özür…”  ile ilgili Üniversitede okuyan bir arkadaşımın anısını paylaşmak isterim: Arkadaş Ankara’da okur iken… Vatandaşın biri: “ Özür dillerim rahatsız ettim! Şu adresi bana tarif eder misin?” Adrese baktım belirten yeri tanımıyorum ama o kadar içten ve insani bir şekilde özür ile yardım istiyor ki; bir an kendimi sorumlu hissettim. Bir saat kadar dolaştık ikimize yabancı ve uzakta olan bir adresin peşine verip yer yer soruyoruz. Bu yolculuğa iten durum neydi? Sadece içten gelen bir özür ile başlayan yardım istemiydi.

Batman’ı ele alalım: Hangi anne, baba, kardeş teyze amaca, dayı… Çocuklara özür dileme alışkanlığını veriyor? Yok denilecek şekilde kocaman bir “YOK”! Odun kırma kültüründen gelene pamuğun narinliğini düşündürtemesin! Bu patenti bana ait sözle hatta ilerde bu sözüm atasözü olmayacağını kim idea edebilir ki? Genelde atasözlerini söyleyen kişiler belli değil şartı önkoşuldur. Evet, sözü belli bana ait ama olursa olur. Bir kez anayasa çiğnenirse sözüne istinaden benimde söylenenen atasözünün kimliği bir kez açık olsa ne olur ki? Şaka bir yana … Bu konuyu hemen kapatmak istiyorum zira bir megolamanlık tehlikesi söz konusu!      

Yaşamımızda önemli mesleklerde görev yapan “özür dilemek” üzerine fikirlerini beyan eden tüm konuklara zaman ayırdıkları içinde teşekkür ediyorum.

 

 

Hanifi Tüzün (İnşaat Mühendisi)

 

Özür dileme ;Kişinin karşıdaki bireyin yaşam alanını istem dışı  kısıtlaması ,zarar vermesiyle sonuçlanacak bir duygusal ifade biçimidir.Bu ifade biçimine sahip olmanın en eğitici yeri şüphesiz aile ortamıdır.Ebeveynin sizi çocukluktan beri bu tür bir yaşam kültürü ile donatması lazım.Tabi özellikle 3.dünya devletlerinin yaşam biçimlerinin sosyo kültürel ve ekonomik sebeplerden ötürü genel olarak bu insani duygulardan uzak olduğu görülmektedir.Tamamıyla feodal duygularla yetişme tarzı benimsendiği için ebeveynlerin çocuklarına karşı bu tür tavırları dışa vurması bir gururdan  ötürü sergilenmemektedir.Hele hele bir baba  hiç özür dilememe üzerinde bir yapıya sahip yetiştirilmektedir.Eşler arasında olan ufak tefek kırgınlıkların taraflarca özür dilenmemesi sonucu gittikçe çoğalması ile boşanmaya kadar götürür.Boşanma karşılıklı bireylerin birbirini cezalandırması biçimidir.Fakat boşanma olayının bitmesi ile kişi kendisini cezalandırdığının farkında değildir.Bu ev ortamında ebeveynlerin sergilediği davranış olunca çocuklar da bu yaşam biçimini  model alıp evde kardeşine dışarıda arkadaşına karşı sergiler.Eğitim sistemimiz de son zamanlara kadar bu tarzda sakatlıklar barındırmakta  idi.Öğretmen bir bireyin yaptığı olumsuz davranışı sıra dayağı ile o sınıfta kalan tüm öğrencilere  ödetirdi.Bu yaşam biçimi ile donatılmış bir birey ileride bir başbakan veya cumhurbaşkanı olur ise bir topluluğun bir yaşam biçimi dayatmasına karşı taleplerini dile getirirken  ve bunun arasında es kaza bir şahısta taşkınlık yapar ise bu yönetici de herkese sıra dayağı atma yöntemini kullanır.Günümüz yöneticilerin en fazla sergiledikleri davranış bozukluk biçimidir.Oysaki öğretmen bu davranış bozukluğunu sergileyen (sınıf içerisinde gürültü,eşyaya zarar verme...vb.) bireye çevresinde yaşayan insanlara karşı özür dileme erdemini öğretir ve çevresindeki bireylerde o kişinin davranış bozukluğunun sebepleri ile anlayış gösterir ise sonucu daha karakterli bireyler yetişmesine sebep olur.Bu ülke yönetiminde söz alacak bireylerde daha anlayışlı demokrat bir duruş sergilerler.

 

 

Mucip YETMEN (Mali müşavir)

Özüre Direnmek!

Bir günde, bir yılda ya da hayatımızda kaç kez “keşke onu üzmeseydim” diyoruz? Hata yapmamak Allaha mahsustur derler ya işte o. İstemeden haksızlık yaptığımız birinin gönlünü almanın adıdır özür dilemek.

İnsanlık literatüründeki bu erdeme sahiplenmek, istenilmeyen bir yükü taşımaya dönüşmüştür günümüzde. Bilinmeden yapılan yanlışlar “hata” olarak tanımlanmakta ve özür dilenerek telafisi kolay olmaktadır. Peki işlenen suçlar(bilerek ve isteyerek yapılan hak ihlalleri) hata olarak kabul edilebilir mi?  Hukuk bu soruya hayır diyor. Suç ancak cezalandırılır diyor. Bir kaç yıl önce özür dileme moda olmuştu bu ülkede. Kendileriyle hiç alakası olmayan tarihsel haksızlıklarla ilgili bazı aydın ve yazarlar özür dileme kampanyaları düzenlediler. Niye yaptılar kimin için yaptılar belirsizdi. Muhataplar ise suskun.

Bu karmaşa içinde çok değişik bir ses çıktı: Berzan BOTİ. İsveç’te yaşayan bu şahıs dedesinin Botan’da yaşayan Süryaniler’in elinden zorla aldığı toprakları hak sahiplerinin(varislerin) torunlarına isteyerek tapu devrini yaptı ve “özür böyle dilenir” dedi.

Yani özüre bedel gerek.

 

Salih Yıldız (İş adamı)

Özür dilemek bir insanın yaptığı hatanın farkına varıp söz konusu hatanın ilanıdır. Kişinin  kendi eksikliğini, bilgisizliğini dile getirmesidir.

Özür dilemek erdemdir diyoruz. Yani yaptığımız  hatanın farkına varıp yanlışlıktan geri dönmektir. Özür dilemek gelişmiş, erdemli,  toplumların yaşam biçimidir.  Bir nezaket kuralıdır. Özür dilemek; bilen için erdem, bilmeyene zayıflıktır. Özür dilemek küçültmez, aksine dileyen kişinin gözünde yüceltir. İnsanlar arasında soğukluğu sona erdirir

Özür dilememek kendini beğenmişliğin, kibrin, nobranlığın belirtisidir. Etrafımda özür dilemeyi bilen insanlar elbette var, ki olmasa zaten iletişimim pek uzun sürmez. Yaşamım süresince birçok kişiden özür dilediğimde olmuştur. Kimi zaman gurur edip dilmediğimde olmuştur. Özür dilemek cesur insanların işidir.

 

Yrd. Doç. Dr Funda MASDAR (Sinema-TV Bölüm Bşk Güzel Sanatlar Fak. Dekan.Yrd.)

Kişi özür dilediğinde kendisinin küçük düştüğünü ya da karşısındaki tarafından itaatkâr algılandığını düşünür. Bunu kompleks haline getirir ve özür dilemeyi küçük düşürücü bir durum olarak algılar. Bunun temel kaynağı da bilinçsizliktir. Yaşantım boyunca kimseye özür borcumun olduğunu düşünmüyorum. Neden derseniz? Özür dilenecek duruma düşmeyi de özür dilemeyi de gayet insani, olağan durumlar olarak algılıyorum. Bu nedenle de dilemem gereken her yerde gayet samimi bir şekilde özür dilemişimdir. Özür dilemeyi kabullenmeyen insanlarla yaşamayı zaman kaybı ve demoralize edici buluyorum. Çünkü bu tür insanların yaşamı, iletişimi, ilişkiyi katlanılmaz derecede zorlaştırdığını düşünüyorum. Başlama durumunda o kadar zaman birimi var.

 

Dilan Yorulmaz (Pamuk Kale Üniversitesi)

Özür yazdığımız zaman tek kelimeden ibaret bir sözcük konuştuğumuzda ise tek başına tüm ruhlara ve insanların en yumuşak dokularına temas edebilecek büyüklükte tesirli bir söz. Yaşadığımızın hayatın ne kadar zor ve bazen ne kadar kapalı kutular ardında kaldığını biliyoruz. Önemli olan insanların bu hayatı güzelleştirmek için elinden geleni yapmasıdır. Bunu da aslında maddi hiçbir değeri olmayan saf manevi duygularımız sağlar. Karşımızdaki insana söylenmiş bir iki tatlı söz ,tebessüm ,özür,rica bir baksanıza ne kadar da olumlu şeyler bunlar.Şimdi bu duygular içinde özür hakkında biraz söz etmek istiyorum.Özür dilemek bence biraz aileden çocuğa aktarılan bir alışkanlık…

Ebeveynler çocuklarına nasıl davranırlarsa çocuklarda topluma karşı öyle davranırlar.kendi ailemden örnek verecek olursam biz devamlı saygı, sevgi çerçevesinde büyüdük. Hatta şöyle bir olay da anlatacak olursam :bir gün abimle tartışmıştık küçüğüz daha babam tuttu kulaklarımızdan koydu kapının önüne hava buz gibi.. “Gidin ve anlaşıp özür dilemeden içeri girmeyin” dedi. Bir süre abimle birbirimize baktık sonra ufak bir tebessüm ve özür... Biz bu olayı başlangıç kabul ettik o günden sonra birbirimizi anlamayı kırmamayı yumuşak davranmayı öğrendik. Özrün kalpleri yumuşattığına çok tanık oldum. Şöyle düşünün hiç tanımadığınız bir insandan özür dilerseniz karşınızdaki size sıcak bir tebessümle karşılık vermez mi?  Bunu bilip buna göre davranırsak haksız tartışmalar, kavgalar son bulur yerini iyi niyet güzel gönüllü insanlara verir. Tebessümlerinizi görmek dileğiyle:)

 

Prof. Dr. Sedat Cereci (Rektör Yrd. Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı)

Özür dilemek bir bütün olarak toplumun yaşam biçimin göstergesidir. Uygarlık temellerin de hukuk vardır. Kişiler birbirilerinin haklarına sahip çıkıyorsa özür dilemesini de biliyor demektir. Kimi toplumlarda Özür dileme kültürünün olmayışının sebebi; hukuka saygımız olmayışından kaynaklıdır. Özür borcu ertelenmez. Özür dilememem gereken insan benim yaşamımın sürekliliğini sağlayan insandır. Yaşamımım önemli bir parçasıdır. Huzur içinde yaşamak istiyorsa kişi, özür dilemeği de bilmesi gerek.

 

Veysi Yaman (Müteahhit)

Özür dilemek alçakgönülülüktür özür dilemeğe alışkanlığı olmayan toplum insanı yönden gelişemez. İlişkiler daima kısır döngü içinde olur. Hatalarımdan ötürü özürlerimde olmuştur. Özür dilemek bir erdemliktir. Herkes yapamaz, beceremez egolarını yenebilen insan özür dilmesini de bilir. Bizim toplumda özür dileme alışkanlığı yoktur. Özür dileyen kişi karşı tarafa bir eksiklikmiş gibi yansıyacağı için özellikle kaçınır. Tabii bu doğru bir anlayışı değildir. Daima birbirimize hoşgörüyle yanaşıp yaşamı öyle kolaylaştırmamız gerek.

 

Enver Aksoy (Muhsabeci)

Özür dilmek konusunda hassasım, beni yakinen tanıyan arkadaşlar bu özelliğimi bilirler. Kimi zaman karşı tarafla görüştüğümde ses tonumun yüksekliğini fark ettiğimde hiç kompleksliğe girmeden özür dillerim. Kimi zamanda bu kusurumu hakkını helal et şeklinde de belirtirim. Yaşamda özür borcu olan kişilerde vardır. Bunu anımsadığımda rahtsızlık hissediyorum. Keşke o insanları bir daha görsem özrümü iletip af ettiklerini bilsem daha rahatlanırım. Bizim kültürde karşı taraftan özür dilme pek kültürü yoktur. Bu da kültür eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Özellikle özür kültürü trafikte gelişmesi gerekir; karşılıklı bağrışmalarla değil hatası olan biri tebessümle karşı tarafa iletmesi halinde bir çok olumsuzluğu engeller. Özür dileyen insan kültür itibariyle gelişen kişidir. 

 

Bawer Tüzün (Üniveriste öğrencisi)

Hiçbir insan hatasız değildir. Belki klasik bir söz fakat söylendiğinde, söyleyenin bile altının ne kadar dolu olduğunu sindiremeden söylediği bir sözdür bu. Hepimiz bazı hatalar yaparız ister istemez,sonuçta Allah bile kulum sen hata edersin,öyle yarattım dememiş mi? Önemli olan hata yapmak değil ,hatayı anlayıp tekrarlamamak,bunları tecrübe etmek,en önemlisi “özür dilerim”diyebilmektir. Bir özür cok şey mi? iki kelime ama çok şey evet. Bir özür “evet yanlış yaptım, seni incittim, affet beni ,bir daha olmaz” demektir. Ne kadar da çok şeymiş. Çok şey fakat bir özür dilemek zor şey değildir, iki kelime sadece. “özür dilerim” . yalnız gönül köprümüzden gönül köprülerine akmalı, gönülden olmalı bu özür, altı dolu olmalı. Ancak bu halde yerini bulur, tesir eder.

Toplumumuz özür dileme “özürlüsüdür”.Gelin görün ki bizim hatasız toplumumuz hiç hata yapmazlar ya,niye özür dilesinler ki,dilemezler. Özür dilemek alçalmak, küçülmektir onlara göre. Böyle öğretildi ya,böyle olmalı. Bir de herkes büyük, büyük kimse özür diler mi hiç? Bilseydiler özür dilemek ne kadar ince ne kadar medenice bir davranıştır. Aramızdaki engelleri ne güzel kaldırır, bizi birbirimize ne güzel yakınlaştırır.   Tabi ki davranışlarımıza dikkat etmeliyiz. Fakat yaptığımız yanlış hareketlerden, kurduğumuz kırıcı cümlelerden pişmanlık duyarız elbet, insanız sonuçta. Bu pişmanlığımızı dile getirip karsıdakine bir özür dilerim diyebilmek, çok zor değil. Deneyelim, rahatlarız da vicdanen, sorunlar da en aza iner.

Bu yazı toplam 810 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Batman Haber Gazete | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0-488 214 62 62 | Haber Yazılımı: CM Bilişim