• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • Batman : -1 °C
  • Maçtan sonra kalp krizi geçiren öğretmen hayatını kaybetti
  • Aslan ve Hamidi taziyede buluştu
  • ‘Halkımız baskı politikasıyla ezilmek isteniyor’
  • Maçtan sonra kalp krizi geçiren öğretmen hayatını kaybetti
  • Aslan ve Hamidi taziyede buluştu
  • ‘Halkımız baskı politikasıyla ezilmek isteniyor’

Naftalin kokusu, babaanne otu

18.08.2014 19:06
Derya Titiz / Batman Haber Gazetesi

Derya Titiz / Batman Haber Gazetesi

Bu yıl güya bol  meyve ve sebze suyu tüketmek için kendimden söz aldıydım. Tutamadım.

Okuduklarımı anlamalı, işittiklerimi süzgeclemeli, dinlediklerimi zincire tamamlamalıydım. Öylelikle an-alamadan dinlemeden olmazdı. Hatta araştırmalı üzerinde gezmeli ayrıca kırmızı ispirtolu kalemim ile kutula malıydım.

Yoksa, olmayacak öyle sala pati ..

Eskide kalmış kafanın önüme ısıtıp ısıtıp sunuğu her lafa inanmak, kanmak, yalamak, yutmak, parlamak, hırlamak, asmak, kesmek, hınçlanmak, öfke ne ola ki. Çoktann raflarda toza bırakıldı.

Bak, bronzla aşmak için güneşte saatlerce yatmak çile çekmek bile  "aut" artık. Kremleri var, kokuları da birbirinden eşsiz.

Akıllandım gitti

Her ıngaa da annenin uzattığı memeye yapışacak cuk cuk cuk fantezi gelişecekse, ben yokum dedim. Hem ne o öyle, nereye kadar hani dimi..

Yine başladılar 

Yılın yarısını arşınladım. Bu ara diliminde türlü türlü rezept önerileri sürü gibi önüme sürülmekte, hemen elimin tersi ile iteliyorum. Artık beslenme şeklimi kendim tayin edebiliyorum. A, B, C vitaminlerim kutu kutu, rengarenk irili ufaklı...

Yeni piyasaya sürülen hani şu takviye besin tozlardan da satın alıyorum. Mahallenin eczacısı da bu işe bayılmış olacak ki, beni görünce falanca filanca geldi, tarım bakanlığı onaylı, sağlık bakanlığı onaylı diyor. Dünya para hepsi, vallahi yetişemiyorum. Lidyalılar'ın bulduğu para ile hava atmak bana mı kalmış, hem natürel diye bir şey var değil mi?! Takılıyorum.

Bunun içinde kendi üret imlerimi hazırlıyor,  ve damak tadıma sunuyorum. Hımm enfes..

Beğenirim beğenmem o bana ait oluyor ya, işte bu da  en büyük lüksüm. Tadını çıkara çıkara keyfine varıyorum..

Beni kimin ne çok ve  ne yuttuğu zerre kadar ilgilendirmiyor. Hayvanlar bile gerektiğini, gerekeni kadar apıra sapıra yer ve odaksızlaşmadan tüketir. Biliyorum.

Hem bak yani, siz saman yiyen bir ineğin arsız olduğuna şahit oldunuz mu?. Ben hiç olmadım. Ama, olabilirim de, beklemeye alıyorum...

Babaannemin gül kokulu sandığını kapadım

Kimse diğerini duyarlılık üzerinden vurmaya kalkmasın ,her kesim arşivi ortada. Her şey biz yaşarken oldu. O zaman tepenin üzerinde kurum kurum gezdirdiğini sulayacak, toprağını tazeleyecek havalandıracaksın, falan filan.. Zor işler bunlar tabii sorumluluk istiyor. Yaşam destek ünitesine bağlanmayacak, dayanıklı olacak, katlanacaksın..

Zorla güzellik olmaz

Sorumluluğunu kaldıracaksan, o travmadan yara almadan, çiziktirip kanatmadan, taciz edeni ilahi adalete teslim denetimde, önce kendi kendine cezaya kesileceksin. Sen istedin.

Babam uyumadan önce,

(sana da babana da dediğini duyar gibi oldum. Ne yapayım ki, hayatımın karşı cinse duyulan ilk aşkı) ne vakit yüzümü görse sarı tatlı, düşük çatık kaşlarının altında uzanan kısık gri mavi gözlerini suratıma diker, susardı.

Ben- bu günde pişman olacağın bir şey yapmadın umarım dediğini, şippadak anlar, -hayır yapmadım diye bakışına kalakalırdım.

Aslında ben ondan evrildim, o bunu bilmiyordu. Belkide biliyordu , bilirkişilik?!

Ama bazen, çoğu kez yani son günlerde ve çok uzun zamandır beton duvar gibi olamıyorum. Kaskımı takıp, katı sinsi planlar kurmaca yapamıyorum. Yüzüme gözüme bulaşıyor. Üzünce, üzülenin üzeni olmak istemiyorum.

Hem sonra son yıllarda peydahlanan gastritim azıyor. Lanet şey, bedenimin ortasına yapışmış, bi rahat bırakmıyor, tehdit savuruyor, "seni ülser yaparım"diye, abası altında sakladığı sopasını döndürüyor. Rahat soluk aldırmıyor,onursuz.

 

O zaman dilimde de, kendi kendime karanlıklaşıp bulanıklaşıyor,  biliniyorum. Hayır isyan etmiyorum. Kendi terapi yöntemimi uygulamaya geçiriyorum.

Hemen banyo odasına sığınıp suyu acıyor, ağzım yüzüm gözüm sümük tükürük içinde varıncaya dek suyla ayine durup arınıyor ve kozamı örüp içine saklanıyor ve onun sonrası tanrıya sığınıp cenin pozisyonunda duaya yatıyorum..

Birde bakıyorum o dünyanın kokuşmuşluğu,insan  sinsiliği ve buna maruz kalan bedenime sinen keskin kokusu ile hallice içli dışlı olmuşluğum kısa sürede def olup gitmiş üzerimden. Asla yenik düşmüyorum. Dünya dönüyor, yaşıyorum..

Dinlerde öğütlenenleri bilirsiniz işte, hepsi güzel şeyler! 

Hak, hukuk yemeyeceksin, aldatmayacaksın, küs olmayacaksın, kırmayacaksın, incitmeyeceksin, üzmeyeceksin, kıvırtmayacaksın.

...we, uzar gider liste..

 Öğütleyen  büyükler takılıyorlar ! Ben üstüme alınmıyorum. Hastası oldum böylesi  lafların ve insan takılan büyüklerin. Onları çoğu zaman sövüyorum..

...Ha, asıl şu mesele.. Yani boşuna meşgul etmesek, bahşedilen hayatın ucundan yakalayıp, çekiştirmeden takılıp genişletsek. Şu ölümsüzlüğün reçetesi yazılana kadar, idare etsek, fazlamı hoşgörü olur. E,varsın olsun yani, ne olur !?:)

Bu yazı toplam 1968 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Esra
27 Ağustos 2014 Çarşamba 20:40
20:40
Derya Hanım;

Sizinle iletişime geçmek istiyoruz.Ne yazık ki,e-mail adresinize ulaşılmıyor.
Lütfen okuyorsanız bu duruma bir çare bulunsun.Bir teklif/öneri söz konusu!
78.182.5.53
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Batman Haber Gazete | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0-488 214 62 62 | Haber Yazılımı: CM Bilişim