• BIST 106.991
  • Altın 151,653
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Batman : 12 °C
  • Hamidi’den hızlı tren müjdesi
  • Bugün günlerden Batman Haber
  • Böbrek taşı hastaları şifalı suya akın ediyor
  • Hamidi’den hızlı tren müjdesi
  • Bugün günlerden Batman Haber
  • Böbrek taşı hastaları şifalı suya akın ediyor

Oğlumun Kürtçeyle İmtihanı

11.10.2017 11:57
Yrd. Doç. Dr. Mahfuz ZARİÇ / ÖĞRETİM GÖREVLİSİ

Yrd. Doç. Dr. Mahfuz ZARİÇ / ÖĞRETİM GÖREVLİSİ

Sekiz yıl önceydi. Kayseri’den Batman’a yeni göçmüşüz. Tatiller dışında doğduğu şehir olan Batman’da kalmamış olan oğlum ilköğretimde, yeni adıyla ilkokulda, üçüncü sınıfta okuyor. Hâliyle evimizde, yeni ildeki, yeni öğretmeninden aldığı derslerden söz ediyor. O gün öğretmen tahtaya birden üçe kadar sayıları yazmış ve okumuş. Bir demiş, iki dermiş, sonra, “uç” demiş. “Uç!” komutunu alan oğlum pencere kenarında oturuyormuş. Allah’tan ismi gibi zeki olan oğlum, aşka gelip de öğretmenin komutuna uymamış. Lafı uzatmayalım. Değerli Hocası Ğarzan bölgesinden. Bilenler bilir. Köyde, kırsalda büyümüş orijinal bir ğerzî hele bir çiyayî “ü” harfini, asla devletin istediği gibi telaffuz edemez, “u” der; velev ki rahle-i tedrisattan geçmiş hatta üniversite bitirmiş olsun. İşte oğlum bu olay üzerine bana soruyor: “Baba bir’i anladım, iki’yi anladım da bu “uç” ne demek!?”

Aradan iki yıl geçmiş; “Memlekete bir şey lazımsa onu da biz getiririz.” felsefesinin sahibi Devlet-i Âl-i Ulus ferman buyurmuş. Okullarda artık Kürtçe talimi de yapılabilecekmiş. “Seçmeli” kaydıyla ilkokul beşinci sınıflara Kürtçe dersi getirilmiş. Hazırlanan tek kitapta “sırt sırta ve sayfalar tersyüz dizilerek” Zazaca ve Kürtçe birbirinden ayrılmış, resmen bölücülük yapılmış. [Yeri değilse de az çok dillerden, dil bilgisinden nasiplenmiş birisi olarak şunu söylemek isterim: Zazaca, Avesta’ya yakınlığı ve fonetik arkaikliği itibariyle Hem Kürtçe’nin hem de Farsça’nın önünde, öncesinde ve üstünde bir konumdadır.] Dönelim oğlumun Kürtçeyle imtihanına.

Öğretmen, bir başka gün Kürtçe ders kitabından bir metin okutuyormuş. Oğlum telaşla kitabın ters yüzünden yani Zazacasından başlamış okumaya. Tabi arkadaşları da bu anlamadıkları sözlere başlamışlar gülmeye. Üzülmesin diye ben de oğluma Zazaca ile ilgili çocukluğunda Bingöl’de medrese okumuş babamdan duyduğum bir fıkrayı anlattım. Fıkra şöyle:

Buğday, Allah’ın huzuruna çıkmış. Başlamış Zazaları şikâyet etmeye. Ey Allah’ım demiş, ben ki nimetlerin şahıyım. Bu Zazalar ismimi değiştiriyor. Bana “ğele” diyorlar. Onlardan davacıyım! [Bilmeyenler için, Kürtçede “ğelâ”, kıtlık demektir.]  Allah de demiş ki, be hey buğday! Hiç sesini çıkarma, dön git. Bak bana da “Homa”  diyorlar! Ben bir şey diyor muyum?

Bir de öğretmenin Kürtçe öğretme metodu sorun olmuş. Oğlum her ne kadar sonradan kulak aşinası olmuşsa da Kürt dilinin sistemine vakıf olmuş. Öğretmen “meyve suyu” kelimesini Kürtçeye tercüme ederken yazın çocuklar demiş; “âva meyva”. Oğlum da itiraz etmiş. “Yok örtmenim! Öyle denmez; ‘âva fékîya’ demek gerekir.” demiş. Öğretmen tabi ki bildiğini okumuş. 

Şakaya gelmez. Dil konusunda duyarlı olmak lazım. Dillerin doğuşu ile ilgili dilin kaynağını Allah’a veya insana dayandıran bazı teoriler ortaya atılmıştır. Gördüğümüz, şahidi olduğumuz dünyada dil, anne ve çocuğu arasındaki etkileşim sonucu ortaya çıkar. Bu yüzden olsa gerek bugün “anadili” gibi bir evrensel kavram mevcuttur. Dil, aynı zamanda, inananlar için yaratıcı ile biz insanlar arasındaki yegâne evet yegâne somut bağdır. Yani dinin de en temel ve biricik kaynağı dildir. Hâl böyle iken bile Kürdün dindarı dilinin, anadilinin önemini anlamaktan çok çok uzak. Ona göre dil, sadece bir tebliğ aracı, hidayete ulaştırma aracı. O yüzden ha anadili ha başka bir dil. Ölen diller için de -kendi anadili bile olsa- yas tutmaya gerek yoktur. Dünya Arapça gününü bir ibadet aşkıyla kutlayan Kürdün dindarı, Dünya Kürtçe günü gibi bir kavramı gündeme getirmez. Bunu düşünmeyi bile âdeta ümmete yapılacak bir ihanet olarak görür. Onun Tanrı’nın Kürtçe de bildiğinden ve konuştuğundan haberi yoktur. Kutsal kitaplar Tevrat ve İncil gibi tahrif edilmiş Avesta’nın da en eski kutsal kitaplardan biri olabileceği onun aklına gelmez. Böylesi netameli meseleleri bir kenara bırakıp tekrar dönelim oğlumun dillerle imtihanına.

Oğlum ana dili olarak Türkçeyi öğrendi. Oysa anası da babası da Ğerzi idik. Ben bütün dilleri, en zeki bilim adamlarını bile aciz bırakan birer “mucize” olarak niteleyip ekmeğini Türkçeden kazanan bir öğretmendim. Annesi ise şehirde büyümüş, Kürtçe konuşmanın bir köylülük, bir küçüklük, bir cahillik alameti olduğuna inanmış, bunu özümsemiş ve bu gerekçeyle anne babası dışında herkesle Türkçe konuşmuş bir kadındı. Kimse dillendirmese de şehirli, okumuş genç Kürt kızların hemen hepsinde bu davranış mevcut idi. Oysa bu kuşağın anneleri onlara şu nasihati de yapmıştı: “Kızım, sen çocuklarınla Kürtçe konuş, onlar okulda Türkçeyi zaten öğrenecek!”

Yüz yıl önce olduğu gibi bugün de bir topluluğu asimile etmek isteyenlerin en büyük buluşu ve başarısı köyü-kırsalı yani köylü nüfusu yok etmektir. Köylüleri kentli yapmaktır. Asimilasyon bütün kültürel alanlar için söz konusu edilebilir. Fakat dil değişimi, asimilasyonun başarıya ulaştığının nihai göstergesidir.

Dillerin zevkine varanlar; lehçelerin, yöresel ağızların kıymetini anlayanlar için iç acıtıcı bir süreç de ulus devletlerin resmi dil olarak kabul ettikleri bir ağıza onlarca yöresel ağızı feda etmesi sürecinde yaşanmaktadır.

Kentleşme sürecindeki dil sorununun faklı boyutlarından birisi de örneğin Diyarbakırlı Kürt gençlerin, Azerice kırması bir telaffuzla “Yapiyem” derken; Batmanlı gençlerinse Osmanlıca kırması bir ses dizimiyle “Yapiyorım.” derken hâlâ Kürtçe konuşuyormuş gibi zevklenmeleridir. En tehlikelisi ise anadillerini bilmeden büyüyen bir kuşağın aklı erince “Oh ne mutlu bana, anadilimi bilmiyorum, başka bir dil konuşuyorum.” dememesi, dilini bilmediği bir milletin ateşli bir milliyetçisi kesilmesi.

Bu yazı toplam 446 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Batman Haber Gazete | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0-488 214 62 62 | Haber Yazılımı: CM Bilişim